Eczane Ruhsatına Giden Yol
Neden herkes eczane açmanın hayalini kurar? Sizce ilaçların o kendine has kokusu, rafların kıvrımları hatta reçetelerin üstündeki minik yazılar bir tutku mu yaratıyor insanda? Belki de siz de bu yolun başındasınız… Kim bilir?
Bence eczane ruhsatı almak, tam bir şehir macerası. Hele İstanbul’da, bazen inşaat kalıntıları arasında koştururken, elinde izin dosyalarıyla, hafiften yağmurlu bir havada, elbisenizin paçalarına taş tozları bulaştığında, “Bu iş bitecek mi?” diye düşünüyorsunuz. Benim ilk dükkânı ayarladığım günleri unutamıyorum; çekiç sesi, matkap uğultusu, bir yandan da komşu esnafın “Kolay gelsin, bakalım hayırlısı” temennileri birbiri ardına geliyordu. O kadar heyecanlıydım ki, akşam eve geldiğimde kolumun kasları ağrıyordu, ama mutsuz muyum? Asla.
Eczane açmak için öncelikle üniversitelerin eczacılık fakültelerinden mezun olmanız lazım. Diplomanızı aldıktan sonra işin esas heyecanı başlıyor, çünkü eczane ruhsatı alabilmek için kanun ve yönetmeliklerin gösterdiği yolu adım adım izlemeniz gerekiyor. Türkiye’de her yıl, eczane açılacak yeni bölgeler ve nüfus kriterleri Sağlık Bakanlığı tarafından ilan ediliyor. Kısaca diyeyim, öyle kafanıza göre bir köşe seçip “Ben buraya eczane açacağım” diyemiyorsunuz. Özellikle, İstanbul gibi metropol şehirlerde, sabah gelen haberlerle birlikte eczanelerin açılabileceği mahalleler güncellenebiliyor. Benim ikinci şubemi açtığım yıl, semtin nüfusu aniden artınca, ruhsat hakkı doğdu. Hemen başvuruya hazırlandım…
Başvuru zamanı gelip çattığında, tabiri caizse, bir dosya kalabalığını göğüslemeniz lazım. İnce ince detaylara dikkat etmelisiniz. Öncelikle, eczane açacağınız yerin tapusu veya kira kontratı, eczanenin krokisi ve mimari projesi hazır olmalı. Bakın, burada mimari detaylara bayılıyorum; yer döşemesinin pürüzsüzlüğü, rafların köşesindeki metalin soğukluğunu ilk defa dokunduğunuzda hissedeceksiniz. İnşaat aşamasında tabii, toz kalkar, örs sesi kulaklarınızda çınlar. Ama işte, o yepyeni pencereden içeri sızan ışık, bir eczanenin ilk sabahı gözünüzde canlanıyor.
Başvuru, ilçe sağlık müdürlüğüne şahsen yapılır. Dosyanızı teslim ettiğinizde, genellikle memurlar güler yüzlü olur, hatta bazen “Hayırlı olsun, şimdiden bol kazançlar” diyerek moral verirler. Sonrasında, başvurduğunuz yerin uygunluğu denetleyiciler tarafından kontrol edilir. Metrekare hesabı, havalandırma sistemleri, lavabo ve ilaç dolaplarının uygun yerleştirilip yerleştirilmediği kontrol edilir. İstanbul’da, yeni yapılan karma binalarda akustiği kontrol etmek bile gerekiyordu. Gördüğüm en ilginç ayrıntı ise bir şubemde tavanın yüksekliğiydi; yüksek tavanlı dükkanlarda ses hafifçe yankılanır, hasta ve danışan sohbetleri adeta yumuşar.
Eksikleri tamamlarsınız, tekrar dosya verirsiniz, işlemler resmîleşince ruhsatınız verilir. O anı anlatmak için kelimeler yetmez. Duvardaki çıplak, yeni boya kokusu, camekândan içeri süzülen sabah ışığı ve ilk gelen hasta… “Yüzümde istemsiz bir gülüş oluşuyor” diyeceğiniz o an işte.
Ruhsat Alımında En Çok Merak Edilenler
Hiç düşündünüz mü, neden eczane ruhsatı almak bu kadar aşamalı? Her adımda yapılan kontrollerin, aslında sağlığımız için olduğu çok açık. Eğer yakın zamanda siz de başvuracaksanız – ya da yakınınız başvuracaksa – bu noktaları mutlaka dikkatle okuyun. Başvurunun en önemli noktası, nüfus kriterine göre bölge hakkı kazanmak. Türkiye’de şu anki mevzuata göre, her 3 bin 500 kişi için bir eczane açılabiliyor. Bu sınıra ulaşılmadan yeni ruhsat verilmiyor. İstanbul’daki Bahçelievler bölgesinde bir arkadaşım, yıllarca sırada bekledi. Nihayet bölge açılınca, heyecanla başvuruyu ilk o yaptı. Tabii işin içine çekilişler ve lotolar da girdiği oldu, çünkü ilgi büyük.
Ruhsat başvurusu yaparken bir de diplomanızın aslını göstermeniz ve fotokopisini teslim etmeniz gerekiyor. Bunu sakın unutmayın, benim başıma gelmişti. Bir sabah dosya teslim etmeye gittim, diplomam orijinal değil… O gerginliği anlatamam, tekrar fakülteye git, belge iste, sonra o kağıdı elinde hisset – yumuşak, kıvrımlı, biraz ıslak parmakların altında… Hayattaki detaylarda saklı anlar bunlar.
Başvuru dosyasındaki belgeler detaylıdır. Kimlik belgesi, tapu ya da kira sözleşmesi, tapunun güncel çıktısı, belediye uygunluk yazısı, mimari çizim, oda kaydı ve çeşitli resmi formlar. Hepsi temiz, eksiksiz ve düzenli olmalı. Benim önerim, dosya hazırlarken mutlaka bir arkadaşınızdan veya deneyimli bir meslektaştan yardım alın; çünkü bazen küçük bir evrak eksiği haftalarca beklemenize sebep olabiliyor. Hazırlık sırasında, dosyayı elinize aldığınızda sayfaların yumuşak dokusunu, yeni alınmış A4’ün pürüzsüzlüğünü hissedersiniz – resmen umut dolu bir an.
Bir ipucu vereyim; eczane yerini belirlerken ulaşımı ve çevreye yakın hastane, poliklinik gibi tesisleri de mutlaka göz önünde bulundurun. İstanbul’da merkezi bir semtte açılan eczanelerin ilk haftadaki telaşı kelimelerle anlatılmaz. Yoldan geçenler tabelayı görüp içeri bakar, rafları inceleyenlerin gözlerindeki merakı da fark edersiniz.
Onay süreci ortalama birkaç hafta sürüyor; bu süreçte hem heyecan hem de biraz yorgunluk bir arada yaşanıyor. Sonunda eczane ruhsatınızı elinize alınca, resmi olarak yeni bir sayfa açılmış oluyor. Ardından, tabelanızı asar, ilk ilacı rafa yerleştirirsiniz. Kutunun köşesine dokunup kartonun sağlamlığını, üzerindeki kabartma yazıyı parmaklarınızda duyarsınız. İşte, yıllar süren eğitim ve sabrın ödülü orada, tam karşınızda duruyor.
Merak Ediyor Musunuz?
Şimdi, tüm bu süreçte yaşadığınız en ilginç an ne olurdu sizce? Benim için o heyecanlı bekleyiş ve ilk açılış sabahı hala çok canlı. Sizin ruhsat başvurunuzda unutamadığınız bir anınızı ya da karşılaştığınız en zor aşamayı paylaşmak ister misiniz? Bekliyorum!