Eczane Açmadan Önce Bilmeniz Gereken 7 Hukuki Şart
İlk Ruhsat Meselesi Sadece ve sadece İlaç Değil, Hayat Teslim Alınır
İnsan bir işe kalkışınca önce heyecan duyar, sonra korkmaya başlar. Korku ilerisi için değil, bir şeyi yanlış yaparsan geri dönüşünün olmaması. Eczane açma fikri ilk aklıma düştüğünde cebimdeki diplomayı çıkarıp karşısına oturmuştum sanki. Sağ üst köşesine baktım. Tarih yazıyordu. Kaç yıl geçmişti üstünden. O an fark etmişim, sadece ve sadece ilaç vermeye değil, bir sistemin ruhsatlı parçası olmaya hazırlanıyordum.
Eczane açmanın ilk adımı sadece ve sadece “diplomam var, açarım” kolaycılığı değil. Yetkililerin gözünden bakınca olay apayrı. Eczane açma şartları yalnızca sağlıkla ilgili değil, hukukla da iç içe karışmış. Bu işin ucu Maliye’ye, Sağlık Bakanlığı’na, hatta bazen Belediyesi’ne kadar uzanıyor. Etrafınızda bin eczane gördüğünüz için her şey kolay gelir. Ama işler öyle yürümüyor.
Sormuştu biri geçen sene bu kadar zorsan sen nasıl açtın eczaneyi. Gülümsedim. Müşkül değil ama dikkat istiyor dedim. Eczanenin açılabilmesi için ilk önce bir eczane açma ruhsatı alınması lazım. Bu ruhsat durduk yere verilmiyor. Birincisi, o ruhsat için ‘eczacı’ olmanız şart. Üniversite mezunu olduğunuzu belgeleyen diplomayı, çerçeveletip güzide bir duvara asmakla olmuyor.
Sahaya çıkarken Sağlık Bakanlığı Eczacılık Birimi’ne bizzat başvuruluyor. Ruhsatı alırken sizin sadece ve sadece varsayımsal bilginize değil, artık sistemin içinde oyuncu olarak sahaya ineceğinize onay veriliyor. Eğer diploman çantanda dursa da proje iznin yoksa, sadece ve sadece seyirci kalırsın o maçta. O yüzden diplomanın yanında bir de “ben bu alanda çalışmak istiyorum” diyen belgeleri hazırlayıp resmi kanallara teslim etmek gerekiyor.
Bundan sonrası ise adım adım geliyor. O adımlardan biri de adeta ülkenin eczacılar düzenini çizen bir kural Nüfusa göre eczane açma hakkı meselesi. Yani her isteyen istediği yerde eczane açamıyor. Bulunduğun şehirde, ilçede, bölgedeki nüfus yoğunluğuna bağlı olarak sana ‘yer’ veriliyor. Eğer o sayı dolmuşsa, ‘bekle sıranı’ der misali çalışma düzeni seni kenarda bekletiyor.
Kimi bunu duyunca kırılıyor. “Benim ne suçum var” diyor. Haklı da. Ama öteki tarafta da yıllarını bu işe vermiş insanlar var. Onlar da saha daraldıkça kızgınlıklarını dile getiriyor. O yüzden mevzuat bu konuda orta yolu bulmuş. Sistem çoktan belirlenmiş bölgeleri, hâlihazırda aktif eczaneleri ve yeni başvuru taleplerini takip edip buna göre yeni yer-tescil hakkı tanıyor. Gözün kulağın aralıksız bu duyurularda olmak zorunda. Şanslıysan o bölgede boşluk olur, senden başkası başvurmaz ve o ruhsat senin olur. Böylece açık kapıdan içeri adımını atarsın.
Yer Seçimi Sadece ve sadece Adres Değil, Gelecek Kararıdır
Ankara’da bir eczacı abla var. Otuz senedir aynı dükkândan çıkmadı desem abartmam. Geçen ay tekrar uğradım. Bir başka dünya hâlâ orası. Her gelen onu tanıyor, o da herkesi adıyla sesleniyor. Bazen bu işin formülü diplomanın üzerinde değil, asılan tabelanın tam karşısında yazılı. Adrestir o. Eczane açarken seçeceğin yer ticari hayatta ayakta kalıp kalamayacağını belirleyen en hassas şeylerden biri.
Bir yer açmak değil meselemiz. O yeri yaşatmak. Belediye’ye gidip şurada açmak istiyorum dediğinde sadece ve sadece tapuyu ya da kira kontratını değil, imar durumunu, mesafe şartını, adres uygunluğunu da dikkate almak gerekiyor. Çok seyahat etmiş birinin gözünden bakınca bunu şöyle tarif edebilirim Yeni bir yere adım attığında orada tutunup tutunamayacağını hava, gürültü, insan yoğunluğu tespit eder. Eczane için de tam bu geçerli.
Peki hukuki olarak ne bekleniyor bu etapta? Eczaneni başka bir eczaneye 100 metreden daha yakın açamıyorsun. Bu mesafenin ölçümünü sen yapamıyorsun çünkü yetkililer belirliyor. Bu detayı bir arkadaşım atlamıştı. Haritadan baktı yeterince uzak dedi. Açmaya kalktı. Sonra öğrendi ki eczane köşe başında ama girişi arka taraftan. O 100 metrelik mesafe çatır çatır yandı. Kira verirken ümidiyle birlikte parasını da kaybetti. Gerçekten üzücü bir detaydır bu.
Öteki bir husus ise imar planı. Eczane açacağınız yerin imar durumu sağlık tesisi açmaya uygun olmalı. Apartman altı olması sorun değil ama oranın kullanım şekli işyeri olarak geçmeli. İmar belgesi olmayan bir adrese açılan tabelalar sabahında kaldırılmıştı, tespit edilmiş. Bu kontrolü yapmadan adım atarsan, çaldığın kapı seni içeri değil, dışarı iter.
Eczane yerinin seçimi, eşzamanlı olarak geleceğini de şekillendiriyor. Çünkü insanlar alışkanlıklarından kolay kopmaz. Bugün yanlış seçilen adres, yarın “niye müşterim artmadı” diye kara kara düşündürür. Bu işe başlamadan önce haritaya değil kalbine danışmayı da unutma derim.
İç Düzenlemeler Sadece ve sadece Estetik Değil, Yasal Zorunluluk
Geçen sonbahar bir açılışa gittim. Yeni mezun bir eczacı arkadaşım eczanesini açıyordu. Girince içerisi ışıl ışıldı ama dikkatimi çeken şey daha farklıydı. Lavabonun yeri, personel bölümü, bekleme alanı hepsi kuralına uygun dizayn edilmişti. Çünkü bu detaylar sadece ve sadece göze hitap etmiyor, eczane açılışında mecburi tutulan iç düzenlemeleri oluşturuyordu.
Bakanlık, işin estetik boyutundan çok, işleyişine bakar. Danışma bölümü, ilaçları sakladığın yer, soğuk zincir ürünleri için soğutucu dolap, mahremiyet gerektiren danışmanlık alanı hepsi olmalı. Yetkililer geldiğinde bu bölümleri görmek istiyor. Eksikse, açılış günü bir sonraki bahara kalabilir.
Bu arada eczane dışında başka bir iş yeri faaliyetinin gösterilmesine izin verilmiyor. Yani eczanenin olduğu yerde aynı anda bir de çiğ köfteci açamazsın. Gülmeyin, başımıza geldi. Bir tanıdık, eczanenin giriş kısmını kiraya verdiğini söyledi. Kuaför açılmıştı. Yetkililer geldiğinde olay fena patladı. Ruhsat iptal edildi. Ne yazık ki geri dönüş de olmadı. Açık sözlü bir komşusu olsaydı belki günü kurtarırdı ama o gün doğruları dile getiren çıkmadı.
Bunun yanında içeride medikal cihazların satışı, ağrı bantları, kozmetik ürünler de yer alabilir ama bunlar sistematik ve ayrı raflarda tutulmalı. İlaçlarla karışıklık olduğunda başına iş alırsın. Her şey yerli yerinde olmak zorunda. Bu kurallar seni kısıtlamak için değil bir sistemin güvenini taşıman için var. Çünkü insan sana güvenip ilaç alıyor. O güven de yerinden çıkmış bir rafla sarsılıp giderse, bunu sadece ve sadece itibarin değil, mesleğin de anlatamaz.
Vergi Düzeni Kasadaki Para Yetmez, Devlete de Payı Düşer
Hayatın en acımasız kısmı şu Ne kadar kazanırsan kazan, elinden alınan bir kısmı olur. Hele ki ticari bir işletmeysen. Eczane misali vergi yükümlülüğü taşıyan bir yapıdaysan makbuzun nefesini her an arkanda hissedersin. Daha ilk adımı atarken Maliye ile adını bir deftere yazdırıyorsun. Vergi dairesine kaydın yapılır, gelir vergisi mükellefiyetin başlar.
Sayısız yeni başlayan bu detayı sonradan öğreniyor. Hani dedim ya