Eczane Açmak İçin Kaç Adımda Ruhsat Alabilirsiniz
Kendine ait dört duvar bir hayal mi yoksa gerçek mi
Eczane açmak deyip geçilmemesi gereken bir yolculuk bu. Dışarıdan sanki sadece ve sadece tabelayı çakıp açıp ilaç dağıtıyormuşsun misali görünür biliyorum. Ama işin içine girince biraz sancı, biraz gurur, biraz da kafa karışıklığı çıkıyor ortaya. Tıpkı arapsaçına dönmüş bir prosedür ormanında yol aramaya çalışan bir yolcunun hissettikleri misali. Bir gün bir arkadaşım heyecanla gelip anlatmıştı. Eczacılık fakültesinden mezun olur olmaz babasının deposuna çevirdiği evin altında bir eczane açmak istemişti. Kapı aralığından hayalini fısıldamıştı bana. O an yüzündeki heyecanı görsen, çocukluğunda bisiklet aldığı güne dönmüş gibiydi.
Ama çalışma düzeni af yok. Mavi ceketli memurlar kuralları aşındırmaz. Hayalinin boyu birden küçülmüş. Herkes ruhsat alınmadan olmaz demişti. O gün anladı ki eczane açmak sadece ve sadece mezuniyetle olmuyormuş, mevzuat dedikleri karman çorman bir yol haritası da işin içindeymiş. Orada kafası bozulmuştu ilkin. Eczane açma şartları nelermiş, nereden başlıyoruz, kaç evrak sayacağız diye sorduğunda gözlerim yine boşluğa kaymıştı. Aslında bu yol biraz sabır isteyen bir yürüyüştü. Nefesini tutman gereken yer çok, gerilmek olası ama sonunda elinle imzanı attığında özgürlüğü koklamak gibisi yok.
İlk adımı atmadan, beş defa düşünülür mü
Adımlar derken öyle sokakta yürümek misali değil. Her adıma bir evrak, her başvuruya bir bekleme süresi, her belgeye de bir umut yükleniyor. İlk adımda seni bir sınır karşılıyor. Eczane açabilmek için eczacılık fakültesini bitirmiş olman gerekiyor. Bu özü ama yetmiyor. Diploma cebine koyulunca iş bitti sanan varsa vah ki vah. Arkasından fiş misali bir belge daha lazım eczacılık ruhsatnamesi. O da il sağlık müdürlüklerinden alınıyor ama bürokrasinin çarkı bir kere döndü mü acele etmeye gerek kalmaz. Kuşlar bile yavaş kanat çırpıyor bu işlerde. Müdürlükle görüşüp “ne gerekiyormuş” demen şart. Kimisi eksik evrak deyip seni geri gönderiyor, kimisi de “her şey hazır” deyip umudunu tazeliyor. Bu yüzden bağlantı sağlamak, ses tonunu yumuşatmak, kibarlık dozunu iyi ayarlamak gerek. Yoksa hazırlanmış dosyan bile rafta pas tutar.
Bir aşama yaşadığım şehirde biri anlatmıştı. Kendi ruhsatını aldıktan sonra 6 ay boyunca uygun yer aramış. Çünkü eczane açılabilmesi için bölge nüfusu, yakın çevrede başka eczane olup olmaması misali faktörler de işin içine giriyor. Bazen nüfus yetmiyor, bazen rakip eczaneler fazla. Adamcağız sonunda çareyi başka ilçeye taşınmakta bulmuştu. “Eczacıyım diyorsun ama şehir planlamacılığı da öğrendim bu süreçte” demişti gülerek. Güleriz ağlanacak halimize çünkü.
Her kağıt bir çığ misali yuvarlanır üstüne
Eczane açmak için olmazsa olmaz belgeler denildiğinde sıralama uzar gider. Eksilen her kağıt geri dönüşü olmayan bir gecikmeye yer açar. Ve bazı evraklar var ki seni çileden çıkarabilir. Muvafakatname dedikleri bir yazı vardır mesela. Kiralayacağınız yere bina sahibi tarafından onay verilmesi gerekir. İşte orada başlıyor asıl film. Bazı ev sahipleri acaba ilaçların kokusu mı yapacak der, bazıları apartman kurallarını bahane eder. Kimisi “eczane çok gelir oldu bu mahalleye” deyip naz yapar. Onay almak için dil dökmen gereken yer işte orasıdır. Bazen cebinden birkaç çay ısmarlaması çıkar, bazen komşunun kapısında saatlerce beklemek. Eczacılık sadece ve sadece reçete değil, insan ilişkileriyle de yürür.
Ve tabii belediyeden yapı kullanım izin belgesi olmadan çivilenecek bir raf bile atamazsın. İtfaiyeden yangın raporu dersen o da apayrı bir mücadeledir. Sanki yangın ihtimalini eczacı arttırır misali sana ayrı kontrol yapılır. O belgelerin hepsini bir araya getirmek, annemin yıllar önceki el işi örtülerini bulmaya çalışmak kadar içinden çıkılması müşkül. Tam buldum derken biri eksik çıkar. Zaman akar, sen gerilirsin. Alt kattaki manavla bile mücavir ilişkisi kurmadan olmaz çünkü mesai saatlerinde müzik sesi bile sorun çıkarabilir.
Bir tanıdığım kasabanın kenarında küçücük bir dükkanda açmıştı eczanesini. Başta kimse uğramamış. Ama sonra mahalledeki yaşlı teyze ilaç aldığı her seferinde ona münacat etmiş. “Evladım alış veriş de değil bu, gönül işi” deyip peçeteye sardığı meyveyi vermiş kapıdan çıkarken. O an demişti işte “ben doğru yerdeyim”. O yüzden sadece ve sadece ruhsat değil, kalbini de hazır etmek gerekiyor.
Kapılar açılıyor ama her anahtar sende mi
Tamamı belgeleri tamamladın diyelim. Eczaneyi nereye açacağını belli ettin. Yasaların sana açtığı bir pencere var eczane proje ruhsatı almak. Uygunluk yazısı, yer tahkikat raporu, Sağlık Bakanlığı’ndan çıkan öteki onaylar derken son virajdasın. Ama yolun sonu değil. Denetim süreci başlıyor çünkü. İl sağlık müdürlüğünden gelen ekip “uygun olup olmadığını” inceler. Eczanenin metrekaresi, bölümlendirmeleri, ilaç dolapları ve hatta reçete kabul alanı hesap edilir. Bir çeki düzen ver dediklerinde alınma ya da savunma yapma. Onlar sadece ve sadece mevzuatı uyguluyor. Bu evre bazı yerlerde iki hafta sürer, bazı yerlerde iki ay. Bürokrasi zaman seçici değil, bazen sabahlara kadar uykusuz bekletir. Telefona gelen bir “eksik çıktı” mesajı gününü mahvedebilir.
Ama her şey tamamlandığında yaşayacağın o an yok mu. İşte orası tarifsiz. Belediyeye levha için müracaat edersin. Camına ismini yazdırınca yüzüne yansıyan o gurur karışımı sevinç, üniversite mezuniyetinden bile ağır basar. Çünkü o isim artık bir tabelaya yazılmıştır. Kendine ait olan bir yerin kapısını anahtarla çevirip ilk kez açtığında hissedeceğin şey anlatmakla olmaz. O an annemin dediği misali “o kapı sadece ve sadece dükkan değil, senin emeğinin, sabrının ve alın terinin kapısı”.
Bir eczacı adayı geçen ay sosyal medyada paylaşmıştı. İlk eczane ruhsatını eline alınca “çerçeveletip odaya astım” demişti. Altına da şöyle yazmıştı “Bu belge sadece ve sadece eczane açma izni değil, mücadelemin belgesi”. Okuyunca insanın boğazı düğümleniyor. Çünkü eczane açmak yolculuk misali. Her şehirde başka bir hikayesi vardır ama duygusu hep aynıdır.
İmzayı attığın an geçmişine teşekkür ediyorsun
İnan bana, eczane açana kadar geçen o tamamı sürecin sonunda oturup geçmişine dönüp baktığında en çok da sabrettiğine minnet duyuyorsun. O imza kalemi eline aldığında elin titriyor, çünkü hayalin resmileşmiş oluyor. İnsan hayalini imzaladığı kaç an yaşar ki hayatta. İşte o yüzden bu macera kuru bir prosedürden ibaret değil. Kalbi, sabrı, zekayı, hüneri bir araya getiren bir yoldur.
Eczane açmak için olmazsa olmaz belgeler, ruhsat süreci, yer bulmak, onaylardan geçmek, uygunluk belgeleri… Kulağa hepsi sıradan geliyor ama işin içine duygular girince her biri ayrı hikaye olur. Her belge bir uğraş, her başvuru bir umut, her telefon görüşmesi bir ihtimal olur. Ve sonunda eczanenin camından sokağa