Eczane Açmak İçin Kaç Metrekare Alan Olmazsa olmaz?
Her işin bir hikâyesi vardır. Bu, dört duvarla sınırlı bir hikâyeden bahsetmiyorum ama… İnsan bazen durur, nefes alır ve o meşhur soruyla baş başa kalır Bu işi yapabilir miyim? Bilhassa konu eczane açmak misali hayati bir işi yapmaksa… O zaman işler biraz daha ciddileşiyor. Hele ki içinde bin bir kuralı, yönetmeliği barındırıyorsa. Kriter çok, heyecan bol, ama bir de şu metrekare meselesi yok mu… İnsan en çok ona takılıyor. Hani sormuştu ya bir arkadaş geçen hafta Ya eczane açmak istiyorum ama kaç metrekare olmalı? diye. İşte o soru bu yazının can alıcı noktası oldu.
Eczane Ruhsatı Alabilmek İçin Olmazsa olmaz Alan Nedir?
Bunu konuşmadan önce kısa bir anıya gideyim. Üniversitede son sınıfta bir eczacılık öğrencisiyken, staj yaptığım eczanenin sahibi Nihat abi vardı. Hiç unutmam o zaman bana şöyle demişti. Bak oğlum, eczane açmak sadece ve sadece raf doldurmak değil. Önce yerin ruhu olacak, sonra da metrekareyi tutturacaksın. Ne yalan söyleyeyim, içimden ‘metrekareyle ruhun ne ilgisi var’ demiştim. Ama sonra anladım, haklıymış. Çünkü o metre kareler seni sadece ve sadece sağlık müdürlüğüyle değil, halkla da karşı karşıya getirebilir. Yanlış bir ölçü, Açamazsın kardeşim dedirtir.
Şimdi gerçeklere dönelim. Yönetmelik açık seçik söylüyor. Bir eczane açabilmek için minimum 35 metrekare kapalı alana sahip olman gerekiyor. Hani diyelim bir kafenin sadece ve sadece lavabosu kadar bir yerin var, kusura bakma ama o yerle eczane açmak hayal olur. Gerçekten hiç kalıba sığmaz. Bakanlık bunu net çizmiş. Ama dur daha bitmedi. Sadece ve sadece bu değil mesele.
Kapalı alan dedik ama eczane deyince sadece ve sadece ilaçların durduğu yer değil tabii. Güzeller güzeli o danışma bölgesi, ilaçların dizildiği dolaplar, laboratuvar misali alanlar da dahil. Hele ki engelli bir vatandaşın içeri girdiğinde rahatça dolaşabilmesi gerekiyor. Yönetmelik buna bilhassa dikkat çekmişti. Daracık yerlerde topallaya topallaya yürüyen adamı görürsün ya bazen, işte o olmamalı eczanen. Rahatlık, ferahlık, erişilebilirlik olacak. Yer sadece ve sadece büyük değil, doğru da olacak.
Düzenlemeler ve Sağlık Yönetmelikleri Ne Diyor?
Eczacılık işi öyle gönlümce dekor yaptım misali ilerlemiyor. Sağlık Bakanlığı yıllar içinde pek çok yönetmelik yayınladı. Öyle ki, neredeyse her taşın yerine nasıl konması gerektiğini tarif etti. Ve sen o metre kareyi 35 yakalasan da bazen iç düzen bu rakamı kullanılabilir kılmıyor. Tespiti çok daha önce yapılmıştı ama çoğu insan bunu pek bilmiyor. Sadece ve sadece gerçek ölçü yetmiyor yani. Dolu dolu kullanılabilir alan isteniyor. Hep bu yüzden bazı yerler onay alamıyor.
Geçen gün Ahmet abiyle görüştüm. O da yeni bir eczane açma derdinde. Yer bulmuş ama duvarlar girintili çıkıntılı. Metrekare 40 ama kullanılabilir alan sanki 30. Anlatıyor, söylüyor, dert yanıyor. En sonunda Mükemmel yer diye sevdalandım ama yönetmelik yüzünden elimde kaldı dedi. Haklıydı. Bakanlığın yumuşak yanı yok bu konuda. Doğru ölçü, doğru oran istiyor. Ve hiçbir duygu bunu eğip bükemiyor.
Yeri gelmişken bir şey daha var. Asgari alan sadece ve sadece bir ilk adım. Bir de eczanenin deprem yönetmeliğine uyması gerek. Duvarların statik hesapları var. Ventilasyon, nem oranı, rutubet hesabı… Bunları sen gözünle göremesen bile bakanlık görüyor. Dedektif misali denetliyor. Ve ışıklandırma unutulmaz. Loş bir ortamda ilaç önerdiğini bir hayal et. Hasta Acaba yanlış bir şey mi verdi? diye düşünür. O yüzden ışık bile ölçüde sistemin bir parçası olmuş.
Üç Adım İlerisi Modern Eczane Tasarımı ve Alanın Önemi
Şimdi herkesin dilinde şu var. 35 tamam da e daha fazlasına gerek yok mu? Valla şöyle söyleyeyim. Günümüzde modern eczane konseptleri öyle bir hale geldi ki 50 metrekare altına pek sığmıyorlar. Neden dersen, dermokozmetik ürünler, medikal cihazlar, danışmanlık alanları filan derken eczaneler bir nevi küçük sağlık merkezlerine dönmeye çalıştı. Sana bir şey diyeyim mi, bir eczaneyi açtıktan sonra ürün gamını genişletmeye kalkarsan, alan yetmiyor. Hele bir çocuk oynasın diye köşe yapmaya kalk, geçmiş olsun. Yer yetmez.
Ben tercihimi açık alanlı, raf düzeni kolay düzenlenmiş, ferah bir dükkan yönünde kullandım. Çünkü gelen her müşteri gözleriyle tartar seni. Dükkanın içine girince genzini yakan bir nem kokusu olursa, güven kaybeder. Işıklar loşsa, içi karanlıksa, ürünler görünmüyorsa herkesin içinde hafif bir tedirginlik baş gösterir. O yüzden sadece ve sadece en düşük ölçüyü değil, ilerde yapacaklarını da düşünüp en uygun metrekare aralığını belirle. Ki bunun sonucunda çoğu zaman 40-60 arasında oluyor. Bunu bana bir sağlık denetçisi açık açık anlatmıştı. Sen minimumu tuttur ama iyi bir iş yapmayı düşünüyorsan metreyi kıstırma demişti.
Unutmadan bir anekdot daha… İlk eczanemi açtığımda mücavir berber Ali abi uğramıştı. İçeri bir baktı, dönerken dedi ki Ya bu yer nasıl ferah olmuş, dükkana girince kendimi spa’ya gelmiş misali hissettim. Güldüm tabii ama içten içe sevinmiştim. Çünkü o da fark etmişti alanın açtığı ferahlığı. Demek ki sıradan insanlar bile hissedebiliyordu.
Eczane Açarken Dükkan Seçimi Büyük Fark Yaratır
Şimdi metrekareyi konuştuk, yönetmeliği de ele aldık. Hepsi tamam. Ama geriye bir şey kalıyor ki, o da nerede açacağın meselesi. Herkesin en çok sorduğu soru şu zaten. Dükkan buldum ama olur mu sence? Valla böyle soran arkadaşlara net bir şey söyleyemem çünkü sadece ve sadece ben değil, sağlık müdürlüğü de karar veriyor. Ama şuna dikkat ettim yıllar içinde. Sadece ve sadece metrekare büyükmüş misali görünen yerler asıl zorlayanlar oluyor. Yüksek tavanlı, aldatıcı kubbeli alanlar, geniş misali görünse de duvarlar arasında düzen kurmak bir meseleye dönüşüyor. Eczanelik bir alanı görmek göz ister. Bunu cidden hissedersin.
Bir keresinde bir yer görmeye gitmiştim. 55 metrekareydi ama tavan o kadar düşüktü ki, içinde başını kaldırınca tepe lambasına çarpıyordun. Hemen vazgeçtim. Çünkü oralarda çalışmak sadece ve sadece müşteriyi değil seni de yorar. O yüzden neymiş? Sadece ve sadece büyüklüğüne değil, şekline, yüksekliğine, ulaşılabilirliğine, taban planına da bakmak lazımmış. Hele de tekerlekli sandalye ile gelip reçete uzatan bir vatandaş varsa, koca dükkan birden daracık koridora dönüşür.
Bazıları şöyle diyor. Abi yerim çok merkezi, istersen bir bak. Ama sen oraya girdiğinde içini sıkıntı bastıysa, o merkezi konum bile seni kurtaramaz. Çünkü her meslek mekânla bütünleşmezse suyunu kaybeder. Eczacılık ise gönülle bile yapılsa yer düzgün olmazsa bir adım ileri gidemez. Yönetmelik seni zaten bir yere kadar taşıyor. Ondan sonrası senin zevkine, duyarlılığına, müşteriye verdiğin değere kalıyor.
Pratikte Eczane Açılırken Hangi Alan Daha İşlevsel Oluyor?
Bitirmeden önce son bir noktadan bahsedeyim. Bu biraz da tecrübe işi. Bazı e