Eczane Açmak İçin Kaç Metrekare Alan Olmazsa olmaz?

Olabilecek En Küçüğüne De En Genişine De Şahit Oldum

Bu konuyu konuşmak için yıllarını sağlıkla yoğurmuş olanlarla bir araya geldiğimde hep aynı tepkiyle karşılaştım. Gözler hafif kısılarak bir iç çekilir, sonra dudakta belli belirsiz bir tebessüm beliriverir. Eczane mi, derler. Eczane açmak kolay iş değil. Hele o alan meselesi var ya, o öyle küçümsenecek bir şey değil. Çünkü mevzu sadece ve sadece kaç metrekare olduğu değil. İçinde neler olacağı, nasıl döşeneceği, ruhsatın burnunun dibinde dolanıp dolanmayacağı… Say say bitmez.
Bir gün Bahadır abiyle çay içiyorduk eczanesinin önünde. İkindi vaktiydi. Temmuz sıcağında bile şehri yutan rüzgâr hafif bir rahatlama getirmişti. Dedim ki kendisine. “Sana ilk geldiğimi hatırlıyor musun? Yer arıyordum hani, 40 metrekare bir dükkana az daha eczane diye sevdalanıyordum.” Omzuma dokundu. “İyi ki sevdalanmışsın da vazgeçmişsin. O dükkân değil eczane, olsa olsa dönerci olurdu” dedi gülerek. Ki haklıydı. Çünkü mevzu ruhsatlı eczane açmak olunca olay bambaşka bir yere gidiyor.
Eczacılık ruhsat yönetmeliği ne der biliyor musun? Dürüst ve açık konuşalım. Yönetmelik diyor ki, bir eczane açılacaksa, yasal alana göre en azından 35 metrekare olmalı. Ama sakın ola rakama bakıp da heyecanla hemen arsa bakma, dur hele. Çünkü 35 metrekare ile eczane açabilmen için zaman 2003 olmalıydı. Evet söyledim, çünkü şimdilerde bu işin şartları çoktan değişti. Yeni açılacak eczaneler için minimum alan artık 25 metrekare danışma alanı artı en az 15 metrekare laboratuvar anlamına geliyor. Yani toplamda en az 40 metrekare gerekiyor diyebiliriz. Ama o da en alt sınır. Nefes darlığı çeken bir yapı olur o dükkân. Ne raf koyarsın özgürce, ne danışana yer açarsın, ne de personelin içi rahatlar. Görebildiğin dünyanın sadece ve sadece yarısı. Sen yine de minimumda yakalayayım diye uğraşma.
Bir başka çarpıcı detay daha var Esonra gelen her tane nüfusa belli bir eczane sınırlandırması var. Düşünsene, yasal olarak kilometrelerce ötede bir rakibin ihtimal dahilinde ama o rakip senin ruhsat almanı geciktirebilir. Eczacı odaları bu işin tam göbeğindeler, süreci yönetiyorlar, haritaya milimetrik bakıyorlar. Alan değil sadece ve sadece, nokta hassasiyeti kadar detay mühim.
Bak işte asıl mesele burada başlıyor. Eczane kuruyorsun sadece ve sadece ilaç satayım diye değil. Bir kişisel alan oluşturuyorsun. Günden güne gelen hastanın, eşin dostun, komşunun uğrak yeri olacak orası. İçerisi dar mı? İnsan nezle olur gelmeye. Showroom değiliz ama ambians da mühim. Hele ki bir de reçete dışı ürünlerle uğraşacaksan, dermokozmetik rafları, bebek bakım bölgesi, tansiyon–kan şekeri ölçüm alanı derken 40 metrekare direk geçilir. Göz açıp kapayıncaya kadar 60 metrekare ararsın.

Ruhsat Yokuşundan Yuvarlanmamak İçin Dönemeçleri Bilmek Lazım

Bir aşama eczane açmak isteyenlerin içine düştüğü en büyük yanlış, “Ben dükkânı buldum, sonrası kolay” demesi oldu. Halbuki gerçek tam tersi. Çünkü eczane, sadece ve sadece dört duvarla sınırlı değil. Her detayı kalem kalem yetkili merciler tarafından ölçülüyor, biçiliyor. Hani seri şekilde dükkân kurulur ya, cepheyi boya, camekan hazırla, içine rafları diz, hop bitti. Yok, öyle olmuyor bu işte.
Bir ruhsat meselesi var. Taş misali. Hepsi hikâyeyi belirleyen özü taş. Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik çok açık konuşuyor. Her eczane başvurusu yapılırken o eczaneye ait izlenecek yol ve proje isteniyor. Mimar gözüyle çizilmiş olacak hem de. Her bölge, her açı belli olacak şekilde. Bunun içinde hasta bekleme alanı, danışma masası, dolap düzeni, hatta laboratuvar gideri bile yer alıyor. Öyle yüzeysel değil. Çizimlerin altında imza eksik olursa, sınıfta kalırsın. Eczacı odası da bunu kontrol ediyor. Dikkat çekmişti geçenlerde biri sosyal medyada paylaştı, projedeki lavabonun yeri uygun değil diye başvurusunu geri çevirmişler. Küçük misali görünen şeyler bazen koca bir süreci aksatır.
Bu yüzden alan kadar alanın neye nasıl ev sahipliği yapacağı da mühim. Kaç basamaklı merdiven var, engelli bireyler ulaşabilir mi misali şeyler sorgulanır. Laf aramızda devlette herkes işini bilir. Kusur varsa sonunda çıkartılmıştı ruhsat. Yani gerçekten alayım deyip başvurduysan topyekûn hazır olman lazım.
Ha bir de şu var. Eczaneyi nereye açtığın da metrekare kadar belirleyici oluyor. Çünkü hastane yakınındaki dükkanların metrekaresi bazen 50 ama fiyatı 500. O yüzden lokasyonu seçerken sadece ve sadece “Ben burayı beğendim” demekle de olmuyor. İnsan trafiği, rekabet oranı, hastane ya da klinik varlığı araştırılır. Müteşebbis aklıyla düşünülecek çok detay var. Buralarda küçük bir hata, yıllarca sırtında uğultu yapar.

Parça Parça Düşünürsen Hepsi Resmi Kaçırırsın

Metrekareyi ölçerken sadece ve sadece yer kaplaması olarak düşünme. Alan, içerideki hayatın ne derece sağlıklı yaşayabileceğiyle ilgilidir. Kimi kişi var ki 45 metrekare olacak eczanem ama ferah olsun diyor. Kimi ise 80 metrekareye sığamıyor. İşte o farkı yaratan şey sadece ve sadece masa değil, vizyon.
Gerçekten bunu anlamış bir eczacı, içerideki ışık düzeninden tut da, ventilasyon boşluğuna kadar düşünür. Eczane dediğimiz şey dört raf arası değildir. İnsan için nefes alan bir noktadır. Benim komşum vardı bir zamanlar. Modern bir yapı içerisinde, minimalist döşenmiş eczanesi vardı. Yaklaşık 65 metrekarelik bir alan. İçeri girdin mi ferahlığı hissederdin. Personel için ayrı soyunma kabini, mini bir mutfak bile koymuştu. Hep gıpta ettim. Çünkü aynı sokakta 40 metrekare düzüklü eczane de vardı ama oranın havası işle değil, aciliyetle doluydu. İkisinin ruhsatı vardı ama biri nefes alıyordu, diğeri aralıksız boğuluyordu.
Bu yüzden tek başına rakam bazında düşünme. Kuracağın yapı, hem gelecek hedefini hem bugünkü imkanlarını taşımalı. Bugün ihtiyacın bir danışma masasıysa, yarın kan şekeri testi yapacağın bir köşe ihtimal dahilinde. Bir bakarsın alanı büyütmek zorunda kalırsın. E halihazırda yerin metrekare sınırda ise bu imkânsız olur. İşte o yüzden başta biraz geniş düşünmek lazım. Alan dediğin, bazen fikrin nefes alabileceği yerdir.

Metrik Sorulardan Daha Fazla Kafa Yormak Gerekir Bu İşe

Hadi en can alıcı soruya geldik. “Eczane açacağım, bana kaç metrekare yer lazım?” Tek kelimeyle cevap veremem. Ama kulağına eğilip sadece ve sadece şunu söyleyebilirim. “Kafandaki hayale göre değişir.” Çünkü birini tanıdım. 50 metrekareye öyle bir eczane tasarladı ki, gelen hastalar içeriden çıkmak istemedi. Çocuğunun doktor raporu için gelen bile dakikalar kaldı. Oturacağı bir sandalye vardı. Bir şişe su ikram edildi. Alan küçük ihtimal dahilinde ama fikir büyüktü işte.
Ama bir diğeri vardı. 80