Eczane Açmak İçin Kaç Para Gerekir? Masrafın Kalemi Nereden Tutarsan Tutu, Azı Yok Bu İşin

Yıllar önce bir akrabam, “Ben artık klinikten çıkıp eczane açmak istiyorum.” dediğinde gözlerinde gördüğüm o kararı hiç unutamadım. O kararın arkasında yatan derin isteği, o anlatırken sanki ben de içine çekildim. Kulağa ne güzel geliyor değil mi, kendi işinin patronu olmak, kapını açan herkese sağlıkla ilgili bir umut sunmak. Ama işte o tatlı hayalin ipliği biraz çekilmeye başlandığında, altından rakamlar akıyor. Az buz da değil, öyle üç beş kuruşla olmuyor, öyle elindeki kıyıda köşede birikmişle hiç olmuyor. Gel bir yandan içini dökeyim bir yandan da şu eczane açmak için gereken maliyetleri el yordamıyla değil, gerçeklerle konuşalım.

Diplomayı Aldıktan Sonraki Yokuş Ruhsatın Bedeli İle Başlıyor Her Şey

Bir eczacının öncelikle unutmaması gereken bir şey var. Diplomayı bir eline alır almaz başka elle devralınan bir aşama başlıyor. “Eczane açmak istiyorum.” dediğinde artık sadece ve sadece niyetin değil, cebindeki sıcak para da bir o kadar mühim olmaya başlıyor. Çünkü senin sadece ve sadece mütebahhir olman, mesleğine sevdalanman, halk sağlığına hizmet etmek istemen yetmiyor. Eğer hala öğrenciliği yeni yeni silmişsen üstünden, muhtemelen cebinde fazla bir şey yoktur. E doğal olarak çoğu kişi ailesinden destek almaya çalışıyor ya da bankaların kapısını çalıyor. O bankaya girip de kredi başvurduğunda sorulan ilk şey “ne kadar kazançlı olacak?” sorusu oluyor. Bir hazırlıksız yakalanırsan olduk yerde kalırsın.
İlk alınacaklar arasında ruhsat işi var. Devlet diyor ki, Ben sana bu mesleği yapmak için onay vereyim ama sen de bana belirli şeyleri sağla, yerine getir. Al sana dosyalar, imzalar, başvurular. Hepsinin arkasında da bir maddi külfet gizleniyor. Aslında gizlenmiyor, düpedüz ortada ama insan hayal kurarken ilk etapta biraz arka plana itiyor misali davranıyor. Ruhsat harcı, kanuni belgelerin tamamlanması, tabela onayı, belediyeye yapılan başvurular derken daha eczanenin kapısını açmadan binlerce lira elden gidiyor. Kimi 50 bin liradan bahsediyor, kimisi 100 bini gözden çıkarmış bile. Konuma göre bunun üzerine sayılar ekleniyor da ekleniyor.
Ama gerçekten işin en duygulandıran kısmı ne biliyor musun? Tamamı bu uğraşlar arasında hala o heyecanı kaybetmemek. İnsan bazı geceler masa başında belgelerle boğuşurken kendi kendine “nereden bulaştım ben bu kadar angaryaya” dese bile, sabah olunca vitrin camına ilk ilaç kutusunu koymaya başladığında hepsi unutuluyor. O an sanırsın ki dünyayı kendi ellerinle şifalandıracaksın.

Tabanı Kuyumcu Misali Parlayan Eczane İç Dizaynı Zevk İle Yüzleşen Cüzdan

Ruhsat işi tamam. Şimdi sıra geldi mağazanın aynen bir ressamın tuvali misali renklenmesine. İç dizayn dedin mi, orada işler biraz daha karışıyor. Çünkü burası artık senin vitrinindir, ilk izlenimdir. Eczaneye giren biri steril bir yer arar, sistematik bir yapı, ferah bir hava. Kasvetli bir ortamda panzehir satsan nafile. O yüzden dekorasyona gelen sıra öyle geçiştirilecek bir mesele değil.
İlk tabloda mimar çıkıyor karşına. Sana bir katalog açıyor. Raflar, sayaçlar, oturma alanı, danışma bölümü… Gözlerin parlıyor başta ama sonra diyorsun ki “Ben bunların hepsini alırsam… vay halime.” Çünkü istedikçe fiyatlar da istekleri kovalıyor. Bir sempatik dizayn, ergonomik masa, şık bir ışıklandırma, estetik raflar derken eczane birden AVM mağazasına dönüşüyor ama rakamlar banka kredisi limitine çarpıyor.
Yakından tanıdığım bir eczacı anlatmıştı. Dizayn için mimarla görüştü, ortak fikre varıldı. Planlar hazırlandı, sonra fiyat açıldı. Karşısına 250 bin liralık bir teklif çıkartılmıştı. Ne yapsın, içi acıya acıya planlardan ödün vererek 150 bin liraya düşürmeye çalıştı. Bir yandan şıklığı korumaya çabaladı, bir yandan cebini korumaya. İşte en müşkül kararlar hep bu çizgide veriliyor.
“Sade bir şey olsun, ilaca ulaşmak kolay olsun, hasta beklerken sıkılmasın…” misali düşünceler aklında dolaşırken, para hesabı yapan başka bir ses seni gerçeklerle yüzleştiriyor. “Duvara raf koydun ama cam mı ahşap mı olacak?” sorusu bile başlı başına 5 bin liralık fark demek. Hadi buyur topla bunları. Sadece ve sadece tezgah ile raflar arasında 50 bin, zemin kaplamasıyla ışık sistemi arasında 70 bin derken eczane yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor.

Eczane Demek İlaç, İlaç Demek Stok Mallar Raflara Girmeden Para Cüzdandan Çıkıyor

Her şey hazır ama bir şey eksik. O da olmazsa olmazı. Eczane açmak için gereken para dendiğinde ilk akla gelmesi gereken ama nedense en sona bırakılan o büyük yük İlaç stoğu.
İlk açılışta ecza deposuna “Merhaba” dediğinde sana sıcak bir tebessümle karşılık veriyorlar ama ardından ciddi ciddi soruyorlar Kaç kutu, hangi çeşit, hangi segment. Çünkü başlangıçta rafta sadece ve sadece ağrı kesici koyarak insanlara ilaç satamazsın. Göz damlasından tansiyon ilacına, pansumandan vitamin takviyesine kadar bir cephane kurman gerekiyor.
Bir arkadaşım dedi ki, “Ben 2023’te başladım, ilk ilaç stoğum sadece ve sadece orta segment ürünlerle bile 350 bin lira tuttu.” Dedim ki “O kadar kutu ilaç, önce senin cebinden çıkıyor mu?” Gülümsedi. “Depo vadelidir, ama yine de en az %30 peşin alıyor.” İşte orası can sıkıyor. Şunu duymuştum bir yerde, bazı eczacılar ilaç firmalarından destek bile almaya çalışıyor. Bağlayıcı kampanyalara yöneliyor ama bu defa da firmaya mecbur kalıyorlar. Kazançlarının büyük kısmı raf değişimleri ve promosyonlarla şekilleniyor. Yani özgürlük diyorsun ama tam da özgür olmuyorsun aslında.
İlaç bir yana, eczacının bir dükkanda olması gereken kozmetik, emzirme ürünleri, yedek tıbbi cihazlar ve medikal ekipmanlara da cebinden ciddi para çıkıyor. Hele çocuk ürünü reyonu kuracaksan, orası başlı başına mini bir dükkan zaten. Bir baktım, çocuk bezinden emzik stantlarına kadar 70 bin lirayı bulan yerler çıkmış ortaya.

Personel, Vergi, Kira Açıldım Diyorsun Ama Ayakta Kalmak Daha Müşkül

Tamam. Eczane açıldı, dekor yapıldı, ilaçlar yerleştirildi. Bir sabah kapıyı açtın. İki kişi geldi, reçetelerini verdiler. Gülümsedin. İçinden “Başardım” dedin ama o gün bitmeden seni kolundan çekip kenara alanlar oldu Eleman maaşı, vergi ödemesi, e-fatura masrafları, SGK kesintileri ve kira vergileri.
Eczanen senin ama çalışan biri yoksa ne kredin onaylanıyor ne de 12 saat ayakta hizmet verebiliyorsun. Bir muavin eczane teknikeri aylık 15-20 bin liraya kadar çıkıyor, o da piyasanın hareketine göre artıyor. Hele ki büyükşehirdeysen, kira kaçınılmaz bir dağ misali önünde duruyor. İstanbul’un merkezi yerlerinde 40 bin liraya kadar çıkan kiralar var. Isparta ya da Erzincan misali yerler biraz nefes aldırsa da, bu sefer de hasta sayısı beklenenden az ihtimal dahilinde.
Kira demişken unutmadan, bir eczane açabilmen için 100 metrekareye yakın bir yerin olması gerekiyor. E haliyle büyük yer, büyük kira. Bu kadar masraf içinde devlete de el