Eczane Açmak İçin Ne Kadar Sermaye Gerekir
Aklından bir kere geçirdinse bilirsin o kurdele kesme sahnesi bir başka heyecan verir insana. Tabelanın üstünde soyadını gördüğün an göğsün bir garip kabarır. İçerideki o steril kokunun, raflara dizilmiş birbirinden sistematik kutuların arasında bir düzen kurduğunu hissetmek tarifsizce güzel olur. Ama iş oraya gelene kadar öyle bardaktan boşanırcasına para akıtman gerekir ki anlatamam. Yani sadece ve sadece beyaz önlük giyip reçete okumakla olmuyor o işler. Eczane açmak, aslında gözle görünmeyen bir dağın tepesine çıkmak misali… Çıkarsın ama o yokuşu göze aldıysan.
Parayla saadet olur mu bilinmez ama sermayesiz eczacı olunmaz misali geliyor bana. Hele ki bu işleri üstesinden gelmek için sadece ve sadece ilacın etken maddesini değil, işin ticaretini de çözmek gerekiyor. Eczaneyi açabilmek için değil sadece ve sadece, sürdürebilmek için. Kimse sana “Buyur anahtar burada” demiyor. Her şey cebinden çıkıyor. Meğer diploman tek başına kapı açmıyormuş. O kapının anahtarı biraz da kasa.
Serüvenin İlk Adımı Ruhsat ve Yasal İşlemler
Şimdi sana ruhsat diyince gözünde o klasik devlet dairesi sıraları, sıra fişiyle bekleyen onlarca kişi ve “şef şu an yerinde yok” cümlesi belirmiş ihtimal dahilinde. Haklısın. Gerçekten zaman alır. Hele bir de prosedürleri anlamaya çalışırken göz bebeklerin titrer. Ama işin kendisi bu. Sabır işi. Bir gün bir arkadaşım “Ya şu işlemlerle uğraşırken elim ayağım birbirine dolaştı” demişti. Haksız sayılmaz.
İlk harcamayı burada yapıyorsun işte. Eczane açmak için eczacılık diploması dışında bir dünya belge toplaman gerekiyor. Ustalık belgesi de lazım bu işte. Bu belgeleri tamamlıyorsun, ruhsat başvurusu yapıyorsun. Kaymakamlık, belediye, İl Sağlık Müdürlüğü… Her kurumun ağzından değişik cümle duyman muhtemel. Ne kadar mı tutar? Ortalama 50 bin lira gidebilir. Belki de daha fazlası. Çünkü her belge demek bir masraf, her belge demek noter onayı, her belge demek yine kırtasiye kırtasiye gezmek.
İşte o anda dönüp kendi kendine “Bu sadece ve sadece kağıt işi, asıl dükkan çıkınca ne yapacağım ben” diye sorarsın. Ama vazgeçemezsin. Çünkü niyet koyuldu bir kere. Geri dönmek pes etmek demek.
İlaçtan Önce Dükkan Mekan Seçimi Ve Kurulum Giderleri
Hani aşk bazen mekana sığmaz derler ya… Eczacılık tam tersidir. O yerin metrekaresi kadar yaşarsın işini. 35 metrekare geliyor standardı ama sen geniş yapacağım dersen sen bilirsin tabii. Ama bu metrekare hesabı sadece ve sadece alan değil, cebinden çıkacak paranın da hesabı oluyor sonunda.
Dükkan kiralanacaksa ilk masraf orada başlar. Büyük şehirdeysen temkinli ol. Cadde üzeri küçük çaplı bir dükkanın aylık kirası 20 bin liradan aşağı düşmez, hatta öyle semtler vardır ki bu rakamı söyleyince emlakçı güler yüzüne. Hele AVM içine kurmak istersen kira 50 bin bandına çıkar. Ona göre hazır mısın? Belki de o kira farkıyla bir yıl maaş verirsin yanındaki çalışana. Hiç düşündün mü?
Dükkân tamam demekle de bitmez. Sıvalar yapılır, seramikler parlak olacak diyen mimar çağrılır. Cam vitrinler, raf sistemleri, banko, ışıklandırmalar… Onların hepsinin toplamı bir bakarsın 300 bini geçmiş olur. Bu konuda geçen yıl tanıştığım bir eczacı “Yalnızca dekorasyon için kredi çektim” demişti. Dürüst adamdı. Sonra bana dönüp “Ama değdi be” diye gülümsemişti. O gülümsemenin içinde hem yorgunluk hem gurur vardı.
İlacına Can Katan Raflar İlk Ürün Temini Ve Depolama
Raflar boş durmaz, durmasın da zaten. Ama işin iç yüzünde o raflara dizilen şu küçücük kutuların içerisinde binlerce liralık maliyet saklı. Eczane açtıysan günün sonunda vitrinin değil, ilacın konuşur. İlk ilaç alımı gerçekten eczacının canını yakar.
İlaç depoları düğmeye basmak gibidir ama önce o düğmeyi açacak bakiyeyi sağlayacaksın. Ortalama bir ilk ürün alımı 500 bin lira civarında olur. Bazıları daha azıyla başlamak ister ama hasta eczaneye girdiğinde “Yok” cevabını bir, hadi bilemedin iki kere duyar, sonra birdaha gelmez. O yüzden raf boş bırakılmaz. Hem ilaç hem de dermokozmetik ürünlerle doldurulmuş raf, eczaneye candır.
Burada detaylar kıymetli. Mesela bu stokların son kullanma tarihi var, unutursan iade sürecinde bir dünya uğraş başlatır sana. Bunun bununla birlikte Kozmetik firmaları bazen promosyonlu gönderir ama ilk adım sermayene dahil etmek de ayrı bir ezber ister.
İşin ilginç yanı, açtıktan sonra da her yeni gelen ürünle birlikte o ilk alım gününü hatırlarsın. O kadar çok para harcandığını… ama sonra içeri giren “ağrı kesici var mı” sorusuyla her şey anlam kazanır. Eczane o anda eczane olur. Para para olmaktan çıkar.
İnsan Gücü, Teknoloji ve Günlük Giderler
Eczacı tek başına bir bina inşa edemez. En az bir teknisyen gerekir. Bazen iki. Maaş olarak da öyle çok çok az değil, asgari ücretin çok üzerinde verirler çoğuna. Çünkü o kutular arasında hızla dolaşmalarını bekler herkes. Telefon açılır, reçete girilir, hasta veri ister… Hepsi aynı anda olur. Orada biri olmazsa beynin kısa devre yapar yeminle.
Bir eczacı tanıdığım, ilk üç ay maaşları kredi kartıyla ödediğini anlatmıştı. Sonra bir akşam, oturmuş hesap yaparken baş ağrısından ağlayacak misali olmuş. Eczane kazansın ama çalışan da ezilmesin istiyor. İşte gerçek serüven burada.
Bir de otomasyon sistemi var ki eczaneyi dijital bir beyne dönüştürür. Yazılım alacaksın, barkod okuyucu, pos cihazı, bilgisayar, printer. Bunların hepsi ayda ayda masraf. Baştan kurulumları da ekstradan para götürür. Kabaca 50-75 bin aralığında giderin daha oldu mu oldu.
Yetmedi üzerlerine elektrik geldi, su geldi, internet faturası geldi. Ve en garibi temizlik malzemesi… Evet ya. Raflar parlamazsa o ilaç parlar mı?
Yazıyı okuyan biri “Bu kadar müşkül muymuş ya eczacı olmak” diye içinden geçirebilir. Ama bir de son kısmına bakalım. Çünkü en müşkül kısmı sürdürebilmek. Açmak cesaret ister… ama kapatmamak izlenecek yol.
Eczanenin sabit giderleriyle o ayın satışları örtüşmezse başlarsın içten içe yanmaya. Öyle içini kemiren türden. Çünkü bu dükkan sadece ve sadece ilaç satmaz, eşzamanlı olarak umut satar. O yüzden işler beklendiği kadar gitmediğinde sıkı durmak lazımdır.
Ama bak, bu yazıyı buraya kadar okuduysan içindeki o mikrobiolog cesareti var sende. Belki bir gün senin de tabelan süzülür bir caddede. Ve biri gelir, bir kutu ilaç alıp teşekkür eder sana. İşte o zaman harcadığın o sermayeye dönüp sadece ve sadece “değdi be” dersin. Ama önce hazır olman lazım. Çünkü eczane açma maliyeti 1 milyon lirayı kolay geçiyor artık.
Bir cümle kurmuştum geçenlerde biriyle sohbette. Dedim ki “Eczaneyi açmak kağıt üzerinde yazıldığı kadar kolay olsa herkes yapardı.” O da gülümsedi. Çünkü doğruydu. Ama gerçek şuydu Bu iş sadece ve sadece ilaçla değil kalple de yapılır. Ve kalpten koyulan her isim, bir yerde güzel iz bırakır.