Eczane Açmak İsteyenler İçin Güncel Mevzuat Değişiklikleri

Kafaya koymuşsun. O tabelayı duvara asacaksın, o raftaki ilaçlara bakarken içinden “bu benim eczanem” diyeceksin. Hayallerin büyük ama mevzuat diye bir şey var ya, işte orada biraz fren yapılması gerekebiliyor. Geçenlerde bir arkadaşım da aynı hayali kurmuştu. Dedi ki eczane açmak istiyorum, nasıl olur bu iş. Dur dedim. O kadar kolay mı? Şimdi sana da benzer bir samimiyetle anlatayım, yolunu aydınlatayım.

Yeni Mezunlar İçin Eczane Açma Hayalinin Duvara Toslaması

Üniversite göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. Mezuniyet kepi daha yere inmeden eczane planları yapılıyor. Ama hoop bir dakika. Çünkü eczane açmak artık öyle diploma cebinde, heves kalpte haliyle yapılabilecek bir iş değil. Yeni çıkan düzenlemeler bunu koca bir duvar misali önüne seriyor. Okuldan çıkan, mezuniyet coşkusunu iliklerine kadar hisseden genç eczacılar için bu mevzu bambaşka bir sabır sınavına dönüşüyor.
Eskiden nasıldı? Bir şekilde yer bulunur, ruhsat alınır, eski bir eczacıyla anlaşılır filan yapılırdı, ama şimdi o iş değişti. Çünkü eczane açma şartları güncellendi. Hem de kökten. Bu işin başını çeken Sağlık Bakanlığı eliyle şekillenmiş bir çalışma düzeni çıktı ortaya. Denmiş ki Her kafadan çıkan eczane zincirine dönüşmesin, her köşe başında eczane olmasın, bir itidal gelsin. Herhalde Ne kadar çok eczacı o kadar rekabet, biraz da batış görüşünü göz önüne aldılar. Hoş, mantıksız da değil.
Bu yeni düzende eczane açmak, direkt mübah piyasa mantığından çıkartılmıştı. Kontenjanlar belirlendi. Her belediyenin sınırları içinde yaşayan kişi sayısına göre bir eczane açılabilecek nüfus oranı verildi. E şimdi düşün, bir ilçede 50 bin kişi varsa ve mevzuat 4 bin kişiye bir eczane diyorsa orada 12-13 eczane yeter denildi. Yani kafana göre yer seçemezsin, çünkü sen gitmiş olsan da yasal olarak yer dolu cevabını almak kaçınılmaz hale geldi.
Nerede o eski sistemi bekleyenler? Onlar artık kontenjan defterinin satır aralarında kayboldu. Yeni düzenin ruhunda adalet var mı dersen, bazıları buna itidal diyor ama bazı genç eczacılar da “hakkımız elimizden alındı” diye duygulanıp sitem ediyor. Çünkü mezun olmuşsun, veri var, heves tavan ama çalışma düzeni sıra sende değil diyor. Ben bu cümleyi duysam elim ayağım titreyecek kadar üzülürdüm.

Ortak Girişim mi? Ruhsat Devri mi? İki Ucu Keskin Bıçak

Olmadı mı? O zaman ne yapacaksın? Deneyimli bir eczacıyla ortaklık planı. İşte burası da hem tatlı hem gözyaşlı. Neden mi? Çünkü işi bilen biriyle çalışmanın avantajı büyük. Ama riski de var. Hele ki karşındaki kişi sadece ve sadece ruhsatı versin, gerisine karışmasın mantığındaysa vay haline. Çünkü mevzuat ne diyor? Aktif ruhsat sahibi eczacı eczanenin başında olacak. Senin para olsun diye çalışma düzeni dışı bir eczacının adını alıp ruhsatı kendi adına çalıştırman yasak.
Bu nasıl fark ediliyor dersen, denetimler artık akıl almaz derecede hassaslaştı. Bakanlık yetkilileri günün herhangi bir saatinde eczanenin kapısını çalıp “Ruhsat sahibi eczacı nerede” diye tansiyonu yükseltebilir. O yüzden gerçekten ortaklık yapacaksan sağlam bir zeminde anlaşma yapmalısın. Parayı veren ama sistemi bilmeyen bir iş insanı misali düşünmek değil bu. Her iki omzunu aynı anda yastıklayacak, seni de kucaklayacak birini bulmalısın yanına.
Öte yandan ruhsat devri konusu ortalıkta dolaşan ama yasal mevzuata fena çarpan bir mesele. Söylenti çok. Yok işte, ruhsat satılırmış, devredilirmiş… Böyle kulaktan dolma bilgilerle adım atanlar, sonra aylarca adliyede ifade vermeye uğraşıyor. Çünkü Sağlık Bakanlığı bu işin peşine tazı misali düştü. Geçerli neden olmadan, usule uygun yapılmadan bir ruhsat devri varsa işlem iptal. Ruhsat iptal olunca geçmiş olsun, başa dön. Onca emek çöpe gider. Çok kişi bu yolda yıprandı, vazgeçti, içi içini yedi.

Yeri Seçmek Neredeyse Mukadderat Seçimi Misali Oldu

Hele o yer seçimi işi var ya… İnsan evlilikteki eş seçimi kadar müşkülpesent davranıyor desem abartmam. Çünkü yanlış yer eşittir dirençli iflas. Pandemi sonrası oluşan ekonomik çalkantılarla birlikte eczane açmak artık sadece ve sadece ilaç satmak değil. Eşzamanlı olarak sosyoloji, mimari, insan psikolojisi, hatta meteoroloji bilgisi istiyor. Güneş alan cadde mi daha iyi, yoksa AVM arkası mı misali çelişkide kalan o kadar çok kişi var ki…
Yeri seçtim, hadi başlayayım diyorsun. Ama gel gör ki bir eczacı odasına gidip yapacağın başvuruda seni araya sıkıştırmazlarsa ne ala. Çünkü odaya kayıt, il sağlık müdürlüğüyle entegre çalışma düzeni, ticaret müdürlüğü işlemleri, tabela ruhsatı, belediyeyle kaşık kaşık yazışmalar… Eline bir dosya tutuştururlar, renkler bile kodlanmış olur ama işin stresi baştan yorar insanı.
Süreçte yapılan en büyük hatalardan biri de şu oluyor Kira kontratı imzalanıyor, sonra başvuru evrakı verilince eczane açılmayacak yer olduğu çıkıyor ortaya. Kiracı olmuşsun ama çalışamayacaksın. Gel de sinirlerine hakim ol… Çok kişi gözyaşlarıyla anlatıyor. “Bunu bana daha önce neden söylemediler” diye artık içi içini kemirmişti bir tanıdığım. Söylediğimde, bir çay koyup “gel anlat sana süreci” diyen olsun istedim hep. Belki o çay çok şeyi değiştirecekti…

Depo İzni, Raf Talimatı, Dijital Zorunluluklar İnsanı Uçurum Kenarına Götürüyor

Eczane sadece ve sadece ilaç satılan yer değil. Şimdi teknolojiye entegre, otomasyon sistemine bağlı, yazılımla yönetilen bir ticarethane haline geldi. Herkaldi bu noktada trayılsız çalışan hiçbir şey olmaz denilmek istendi. İlaçların depolanması için mahsus şartlar, raf yerleştirme talimatları, soğuk zincir ürünlerle ilgili 24 saatlik termometre takibi… Bunları sağlamadan sen o eczaneyi açamazsın.
Bir de çalışma düzeni var ki gel gör. E-reçete, SGK entegrasyonu derken eczacılar artık bilgisayarcılardan daha çok ustalık terim bilir oldular. “Bu satır niye hata veriyor, bu İTS bildirimi niye düşmedi” misali onlarca ustalık konu çıktı karşımıza. Hele bir gün bir arkadaşım, sırf İTS sistemine giremiyor diye hepsi gününü yeniden başlatma tuşuna basarak geçirmişti. Yorgunluktan sandalyesine yığıldı sonra “ben eczacı olacaktım, hacker olmadım ki” diyerek içini dökmüştü. Gerçekten duyunca çok etkilendim…
Meslek, kutsallığını hâlâ koruyor elbette. Ama arka izlenecek yol o kadar ustalık ki, işin özüne zaman kalmıyor bazen. Bilhassa yeni eczane açanlar ilk aylarda sadece ve sadece çalışma düzeni hataları gerekti mi ağlayacak kıvama geliyor. Bir eczacı adayı kadın bana böyle bir günü anlatırken gözleri buğuluydu. “Akşam olup sistemi kapatınca anladım ki, ben bir gün çalışmadım sadece ve sadece sistemle savaştım” dedi. Hayal kırıklığını o kadar net hissettim ki… Yani sen şimdi her şeyi halletmiş olsan bile, o bilgisayar başında “hadi yine olmadı” dememek için bin takla atman