Eczane Açmak İsteyenlerin Bilmesi Gereken Güncel Hukuk Maddeleri

İlk Heyecan Eczane Açma Hayaliyle Tanışma

Bir gün otururken çayın yanında konu dönüp dolaşıp geleceğe geldi. Çocukluk arkadaşımdı. İlaçlardan, reçetelerden, o dikkatlice karıştırılan karışımlardan bahsetti. Gözü parlıyordu. Sevdalanmıştı kimyaya. Hayali eczane açmaktı. Ortam biraz ağırlaştı. Belli ki bu sadece ve sadece bir iş hayali değilmiş, içinden geçmiş biri misali hissettirdi bana. Sonra birden sordu. Sana söyledi mi bilmiyorum ama eczane açmak sandığı kadar kolay değilmiş. Göz göze geldik. “Gerçekten dedin mi bunları?” dedim. Çünkü içinde koca bir çuval yük vardı. O yükün adı mevzuattı, yönetmelikti, sayıydı, mesafeydi, rakamdı. Dedi ki biri gitmiş, sırasını almış, açmaya çalışmış ama yönetmelikten dolayı geri çevrilmiş.
İşte o an anladım ki mesele “eczacıyım, ruhsatım var, haydi başlayayım” değilmiş. Eline tutuşturulan o diplomayla şehir şehir dolaşsan da mevzuatı tanımıyorsan duvara tosluyorsun. O zaman dedim bu iş neyin nesi. Açılması bile dertli. O günden sonra biraz araştırdım, konuştum, okudum, notlar aldım. Net bir şey vardı. Hukuk seni ya ileri götürür ya da durdurur.

Mesafe Kuralları Her Sokak Sağlıkla Dolmaz

Bir ilde boş bir dükkân bulduysan heyecanlanma. Günümüz eczacılık yönetmeliği sana hemen bayrak göstermeye başlar. İlk tokadı da mesafe kuralı vurur. Sokağın köşesinde Varsak Eczanesi varsa, senin tam ortada bir dükkan tutmuş olman hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü eczane açma şartları içinde en çok göze sokulan o mesafe sınırıdır. 100 metreden kısaysa, seni affetmezler.
Biri geçenlerde Dalaman’da bir kamp alanı misali yere eczane açmak istemiş. Ama işte olmaz. Çünkü belirlenmiş eczane açma yönetmeliği diyor ki en az 100 metre olacak. Ondan da acıklısı, nüfus oranı. Sen 8 bin kişilik bir kasabaya koşmuşsan ve orada hali hazırda iki eczane varsa bir çivi çakamazsın. Çünkü nüfus başına bir eczane düzenlemesi var. Bunun sonucunda açık açık “Eline bakarız, sıranı beklersin” demek oluyor.
Bu kuralların ardında ne var biliyor musun? Rastgele artmasın eczaneler. Itidal gitsin. Bir mahallede üç tane dolu boşuna olmasın. Halka hizmet adı altında plansız bir yığılma oluşmasın. Ama böyle deyince kulağa mantıklı gelse de uygulamada hayal kırıklığı dolu anlar yaşanıyor. Bunu anlatan eczacılarla konuştum. Aldılar bir yer, kira belgesi bile imzaladılar. Sonra sistemden onay gelmeyince çaresiz iptal edip çıktılar. Duygusuz bir düzen mi desem, yoksa fazla mı mekanik? Herkesin karar verdiği değil, sayıların izin verdiği bir çalışma düzeni. Eczacılığın duygusu, biraz burada kırılıyor işte.

Ruhsat ve Devir İşleri O Belge Kolay Alınmıyor

Ruhsat dedikleri aslında elindeki anahtar. Ama öyle marketten alınan anahtarlık misali değil. Bürokrasi mutfağında yavaş yavaş pişen, eksik kağıtla kabaran, bazen sabırla mayalanan bir mesele. Sana buradan yürümeye çalışmışlarına hakkında tanıdıklardan dinlediklerimi anlatayım.
Bir eczacı arkadaş, İstanbul’da Beşiktaş’ta bir yer bulmuş. Burası süper, merkezi, halk yoğunluğu bol. “Acaba olur mu?” diye düşünürken bir yandan da belgelerini toparlamaya başlamış. Ama ruhsat işi parmakla gösterilecek kadar güçlük yaratan. Önce İl Sağlık Müdürlüğü’yle randevulaşman gerekiyor. Dosyayı elden teslim edemezsin. Randevu olmadı mı online çalışma düzeni diyor. Bazen başvurularda evraklar eksik sayılıyor. Gittin mi yeniden evrak, yeniden kayıt, yeniden sıra. Zaten ruhsat dediğin öyle hop diye verilmiyor. Tam faaliyete geçmeden evvel ruhsat denetimi yapılıyor. Kilidin oturup oturmadığını gelip bakıyorlar. Çünkü gıda takviyelerini ilaç misali satanlara göz açtırmak istemiyorlar.
Ha diyelim ki birinden eczane devralıyorsun. Derdin sıfırdan açmak değil, devralarak yürümek. Sanma ki işler kolaylaşıyor. Çünkü eczane devri de dikenli yollarla dolu. Burada asıl kafayı yediren kısım “devir hakkı” meselesi. Eğer kişi mütekait değilse, olmazsa olmaz şartları taşımıyorsa, sana o eczaneyi devredemez. Şehir değiştirmeye kalktıysa, süresinden önce devre kalkıştıysa, kural seni alır bir kenara koyar.
Bu meselelerde öyle olur olmaz anlaşma yapıyor insanlar, sonra verdikleri kapora ellerinde kalıyor. Devretmeye çalışan da alan da karşılıklı mağdur oluyor. Bazen yıllarını vermiş bir eczacı sırf yanlış bir devir kurgusu nedeniyle piyasadan silinme tehlikesi yaşıyor. Gözünün önünde çırpınan bir balık misali kalıyor. Ben tamamı örnekleri duyunca gerçekten etkilendim. Zihinsel olarak tüketici bir yol. Diyorlar ya “eczacılık kutsaldır” diye, işte o kutsallık burada, savaş alanına dönmüş belgelerin ortasında biraz sarkıyor havaya.

Döner Sermaye, İlaç Takibi ve SGK Anlaşmaları

Bir bilsen SGK ne derin bir konu. Bir avuç belgeyle çözülecek sandığın bu mesele aslında eczacının en yorgun kısmı. SGK anlaşmalı eczane açmak dedin mi işin rengi değişir. Çünkü başta anlaşma yapmadan önce döner sermaye, stok takibi, reçete uyumluluğu misali bir dizi konudan geçiyorsun. Sistem oturtulmamışsa kafa yoruyor. Reçeteyi yanlış girersen geri ödeme olmuyor. Bilhassa kronik hastalık ilaçları doğru kodla girilmediğinde SGK sana geri ödeme yapmaz. İade eder ilacı. Eczacıya olumsuz kalır.
Tanıdık bir eczacı anlatmıştı. “İki ay boyunca SGK’ya yanlış girilen reçete yüzünden ödeme alamadım. Her ay sonu SGK sisteminde ne varsa onu tekrar kontrol ettim, düzelttim. Gözlerim o tabloda yandı yandı söndü.” demişti. Bu hataları bazıları kasıtlı yapar sanıyor ama çoğu kez çalışma düzeni ve zamanla yarıştığın oluyor. Sonra anladım ki burada sadece ve sadece reçeteyi almak yetmiyor, onu işleyecek çalışma düzeni bilgisi lazım. Stok kontrol programlarını öğrenmen, raporlama sistemi kurman gerekiyor. Bir de eczacılar arasında “ilaç geri çekilme” misali ansızın gelen kararlar var. O zaman satış dursa bile devlet seni sorumlu tutabiliyor.
Bir meslektaşı, elindeki pahalı antibiyotik serisini depo iade etmemiş. Sonra bu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından geri çekilmiş. Elinde zararla kalmış. Gözleri dolmuştu anlatırken. “Her şeyi doğru yapmaya çalıştım, ama devlet öyle bir karar verdi ki, küçük bir haber notuyla bin lira çöpe gitti” dedi. Bu işte bazen manuel sistemin duygusuzluğu seni en iyi dediğin yerden vuruyor.
SGK anlaşmasına dönelim. Belge, zaman, uygunluk süreci, depolarla yazışmalar, rapor kontrolü, hepsi tek tek gözden geçmeni bekler. SGK ile yaşanacak en minik bir aksaklık seni kara listeye alabilir. Evet söyledim işte, SGK kara sıralama misali bir şey var. Bir kere o listeye girince çıkman için artık hak araman gerekiyor. Avukat, savunma dilekçesi, mahkemeye belge sunma. Hepsi olası. Ama kimse işini yaparken hukukçuya dönüşmek istemez.
İşte tamamı bunlar seni ya sahaya salar ya kapının dışında bırakır. Eczane açmak cesaret ister ama hukuk bilgisi olmadan adım bile atamazsın.