Eczane Açmak İsteyenlerin Kesinlikle, şüphesiz Bilmesi Gereken 10 Mühim Kural

Bir hevesle değil, bilinçle başlaman gerekiyor

Eczane açmak öyle sırtına bir beyaz önlük geçirip, kapının önüne eczane yazınca olmuyor. Hele ki bir sevdalı misali Ben çocukluğumdan beri ilaç kokusuna âşık oldum misali cümleler kuruyorsan, dur ve bir düşün. Bu iş öyle biraz ilgi biraz diploma ile yürümez. Gerçekten bilmen gereken şeyler var. Amcam eczacıydı diye cesaret alan da gördüm, diploma aldı ama ne yapacağını bilemeyip köşeye çekilen de. İkisini de yakından tanıdım. Biri battı, biri ayakta. Aradaki farkı soracak olursan, eczacılığı bir meslek olarak değil, bir yaşam biçimi olarak gören ayakta kalabildi. Gözlerinde umut taşıyan insanlar var bu işe girmeye niyetlenen. Ama umut ettikleri kadar kuralı, sorumluluğu da beraberinde getiriyor bu iş.
İlk duyduğumda kalbim bir anlık boşlukta asılı kalmıştı. O kadar eğitim, o kadar emek… Sonra öğrendim. Eczane açmak için sadece ve sadece diploma yetmiyor. Eczacılık Fakültesi mezunuysan bile, öncelikle 1 yıl boyunca bir başka eczanede muavin eczacı olarak çalışman gerekiyor. Buradaki amaç sadece ve sadece çıraklıktan ustalığa geçmek değil. Oranın kokusuna, insanına, maliyesine, ilaç tedarik sistemine alışmak. Adeta bir sınav misali. Bu süreci tamamlamadan eczane açmaya kalkarsan, kapıyı daha açamadan kapatmak zorunda kalırsın. Çünkü yasal olarak sistemi tamamlamış olman gerekiyor. Bu durum yanlış anlaşılmasın ama çok da mantıklı. Düşünsene hiç direksiyon dersi almamış birine ehliyet veriliyor. Olacak iş değil.
Bir de şu var. Her mahallenin her köşesine bir eczane açılmıyor. Haritada işaretler konmuş misali. Nüfus oranına göre sınırlandırılıyor. Yani bir yerde zaten eczane doygunluğu varsa, ne kadar hevesli olursan ol izin alamazsın. Sisteme kaydolduysan, seni zaten otomatik engelliyor. İşte o zaman o Çok güzel dükkân bulduk, kiralıyoruz heyecanı kurşun misali göğsüne çöküyor. Nefes kesen bir gerçek. Kurallar sıkı. Sana şunu da söyleyeyim. Sağlık Bakanlığı 3500 kişilik nüfusa 1 eczane düşecek şekilde izin veriyor. Üstelik yeni bir yer açmak isteyen varsa, yer seçerken haritaya da bakmak zorunda. Çünkü belli kilometre çaplarda eczane açmak yasak.
İsim hakkı meselesi de göz ardı edilmemeli. Eskiden Hilal Eczanesi, Şifa Eczanesi misali isimleri arka arkaya yazar geçerdik. Şimdi sistemde kayıtlı olmayan bir isim kullanmak olası değil. Hele aynı semtte benzer isimden iki tane asla olmaz. O yüzden beklenmedik bir hayal kırıklığı daha yaşanabilir. Kimi adını çocuğunun ismiyle vermeye çalıştı, çalışma düzeni kabul etmedi. Kimi adını verdiği halde başka bir eczane önce kaydetmiş, dükkânın tabelası baştan yazıldı. Öyle efsane bir isim koyma hayali varsa önce çalışma düzeni sorgusu yapılmalı.

Sadece ve sadece ilaç yazmıyorsun, hayatla temas ediyorsun

Kapıyı açtığında, raflara ilaçları değil sadece ve sadece kutuları dizeceğini sanıyorsan, yanılıyorsun dostum. Gelen herkesin bir hikayesi var. Kimi gözlerinden yaşlar süzülerek giriyor içeri. Birisi geçen ay, evladının ateşinden sabaha kadar ne pencere ne kapı dinlemişti. Kan ter içinde gelip ilaç istemişti gözleri kan çanağına dönmüş bir şekilde. O an kafandaki tamamı hesaplar uçup gidiyor. O insanın yüreğiyle göz göze geliyorsun ve süt beyaz bir sabırla yardım etmeye çalışıyorsun. Anladım ki o anlar para ile ölçülmüyor.
Eczacılık, ilaç yazmakla sınırlı değil. Danışan kişinin ne anlattığını gerçekten iyi dinlemeyi bilmen gerekiyor. Her reçete, her ilaç sade değil. Bazı ilaçların etkileri ağır, dozlar karışabiliyor. Hatta bir seferinde yaşlı bir teyze üç ayrı doktorun reçetesini getirmişti. Üçü de tansiyon ilacı yazmış. Ama etkileri çakışıyor. O an müdahale ettim. Yoksa kadının tansiyonu değil, hayatı düşecekti. O yüzden müteyakkız olman şart. Her işin bir vicdanı olur ya, bu meslekte o vicdan her gün test ediliyor.
Reçete sisteminde artık elektronik reçete dönemi geldi. E-Reçete uygulaması sayesinde artık her hastanın geçmiş ilaçları sağlık sisteminde kayıtlı. Birkaç sene önce böyle bir durum yoktu. Az çok insanların ne kullandığını tahmin etmeye çalıştık. Şimdi işler dijital ama hâlâ insan yüzünden okunması gereken hikâyeler var. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, göz teması her zaman kazandırır. Bir bakışta hastanın ne çektiğini, ellerini ovuşturarak nasıl dert anlatmaya çalıştığını anlayabiliyorsan, o zaman gerçek bir eczacısın demektir.

Sermayesiz olmaz, duyguyla hiç olmaz

Şunu açık açık kabul etmek gerek. Bir eczane açmak ciddi bir sermaye gerektiriyor. Yani elinde sadece ve sadece diploma varsa ama cebinde beş kuruş yoksa, biraz müşkül. Hele stok maliyetleri, raf düzenlemeleri, cihazlar, yazarkasa, bilgisayar sistemi derken ortalama 1,5 milyon TL’yi bulabiliyor. Hele merkezde bir yerde dükkan açmaya kalkarsan rakam daha da artıyor. Geçenlerde biriyle görüştüm, merkezde küçük bir eczane için sadece ve sadece depo maliyeti 500 bin lira olmuş. Hayal satmıyorum, gerçekleri anlatıyorum. Çünkü sonra Ben bu kadar beklememiştim deyince üzülme ihtimalin çok yüksek olur.
Sadece ve sadece parayla da olmuyor. Kira sözleşmeleri, ruhsat başvurusu, belediyeden alınması gereken belgeler derken işin bürokrasi kısmı başlı başına başka bir dünya. Hadi diyelim her şeyi tamamladın. Peki ya muhasebe sistemi nedir? KDV oranları nasıl hesaplanıyor? İlaç iade süreçleri nasıl işliyor? Bunları öğrenmeden sakın girişme. Yoksa ilk altı ayında olumsuz üstüne olumsuz yazılır. Hatta bazıları rete düşen ilaçların farkına bile varmadığı için binlerce lira zarara uğradı. Gerçekten öyle oldu. Tanıdığım biri, bu işlere pek kafa yormamıştı. Gelen kutuları kabul etti, sistemde kimse fark etmeden birkaç hafta geçti. Sonra ilaçlar tarihi geçmiş diye geri alınmadı. Kendi cebinden ödemek zorunda kaldı. İçine oturdu, anlatırken sesi kısıldı. İşte orada bir yanılgı başlıyor, eczacıysan tüccar da olmalısın. Hem vicdanlı, hem kar-olumsuz hesabı bilen bir tüccar.

Bir başınasın ama hep birlikte olman gerekiyor

İşin aslı şu. Eczane sahibi olmak biraz da yalnızlıktır. Kimi zaman içerisi kalabalıktır ama herkes dertlidir. Sana gülümsese de sessiz bir fırtına taşır içinde. Yalnızlığı burada hissedersin. Ama tek başına değilsin. Çünkü en az iki muavin personelle çalışmak zorundasın. Onlar olmadan düzen yürümüyor. Onlar hem desteğin, hem de aynan olur. Her gülümsemenin ardında bir koşuşturma, her geçmiş olsun dileğinin ardında bir yorgunluk var. Personelin memnun değilse, senin de moralin bozulur. Çünkü bir camia misali çalışmak gerek. Bu iş sadece ve sadece tek başına ilaç vermek değil.
Bir de unutmadan, eczane açmak isteyenler için en mühim meselelerden biri de denetim mevzusu. Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü ve SGK denetimleri habersiz gelir. Raflar, kayıtlar, soğuk zincir kuralları, reçeteler birer