Neden Eczane Açmak Kolay Gibi Görünüyor Ama Aslında O Kadar Basit Değil
Hiç düşündünüz mü, bir eczanenin kapısından içeri girdiğinizde o düzenli rafların ve şık masaların ardında ne çok emek ve prosedür olduğunu? Pek çoğumuz reçetemizi uzatıp ilacımızı beklerken, oradaki ruhsatın nasıl alındığını, ne zorluklardan geçildiğini pek aklımıza bile getirmiyoruz. Bence eczane ruhsatı almak hayal ettiğinizden daha meşakkatli. Üstelik sadece bir form doldurmaktan ibaret değil. Sistem, deneyimli olsanız bile sizi defalarca düşünmeye sevk ediyor. Mesela ben, İstanbul’un gürültülü ve sürekli değişen semtlerinden birinde ilk eczanemi açma kararı verdiğimde, inşaat sahasında dökülen harç kokusu hâlâ burnumda. Çivilerin tahtaya vurulma sesi, yeni işimin heyecanına karışıyor. Tam anlamıyla hem hayata hem de işime yeni bir nefes kazandırmıştım.
Bu süreçte üzerinize sinen stres ve beklenti karışımını anlatmak kolay değil. Evrak toparlarken ellerinize bulaşan tozun verdiği his, yeni sunta rafları yerleştirirken aldığınız ahşap kokusu, tüm bu ayrıntılar insanın hafızasında yer ediyor. Ruhsatı kolayca alayım, hemen kapıma tabelamı asayım dediğiniz o ilk günlerden, her adıma dikkat kesildiğiniz o ikinci, üçüncü haftalara geçerken bir anda kendinizi farklı bir koşunun içinde buluyorsunuz. Sizce de bu aşamaları bilmek rahatlatıcı olmaz mıydı?
Eczane Ruhsatı Almak İçin Bilmeniz Gereken Önemli Noktalar
İstanbul’da -ve tabii Türkiye’nin diğer büyük şehirlerinde- eczane açma sürecinde ilk iş yer seçimini doğru yapmak. Çünkü mevzuata göre eczanenin belirli bir metrekarede olması, ışık açısından yeterli olması ve elbette engelli erişimine uygun şekilde tasarlanması gerekiyor. Bir arkadaşım, Kadıköy’de uygun bir dükkan bulmak için günlerce dolaşmıştı. Kapının genişliği konusunda bile uzunca tartışmıştık. Sonunda, tekerlekli sandalye ile gelen hastaların sıkıntı yaşamayacağı bir yer bulmanın verdiği huzuru ikimiz de anlamıştık.
Evrak konusu ise ayrı bir maraton. Kimlik fotokopisi, diploma örneği, oda kayıt belgesi, adres beyanı… Sanki her seferinde bir belge daha istenecek diye tetikte beklersiniz. Hayatımda ilk kez tapu kaydının fotokopisinin önemini bu süreçte anladım. Ve en çok danışılan konulardan biri de açacağınız eczanenin başka bir eczaneye ne kadar yakın olduğudur. Arada olması gereken asgari mesafe net olarak belirlenmiş. Bir ölçüm cihazıyla sokakta adım saydığınız o günleri unutamıyorum; her adımda biraz daha umutlanarak.
Projenizi il sağlık müdürlüğüne sunmadan önce çizime ve tasarıma da zaman ayırmanız çok önemli. Kimi zaman renk seçerken hayal ettiğinizden çok daha fazla vakit harcayabilirsiniz; duvarların dokusu ile rafların renklerinin uyumu ilk başta önemsiz görünse de, gelen müşterilere yaşattığınız hissiyatı etkiliyor. Benim ilk tabelam gece parlayınca gururla pencereye bakıp içimden “bu gerçekten oldu” demiştim. O anın keyfi hâlâ taze.
Süreçte Karşılaşabileceğiniz Sürprizler Ve İpuçları
Hiç düşündünüz mü, devlet dairesinde evrak tesliminde o uzun koridorlarda, arka odalardan birden yükselen kağıt hışırtıları, kalemlerin tıkırtısı ve arada duyulan fısıltılar bir zaman sonra rutininiz oluyor. Bazen bir onay için günlerce beklediğiniz oluyor. Projede unutulan bir priz yeri ya da mecburi evrakta eksik bir tarih… Ufacık bir detay bile sürecin uzamasına sebep olabiliyor. Benim başıma ruhsatın çıkmasına bir gün kala, tabeladaki yazı tipi konusunda ufak bir düzeltme istemeleri geldi. O anki şaşkınlığım ve çözüm arayışım hâlâ gözümün önünde. Fakat çözülmeyecek hiçbir şey yok. Sakin kalmak ve çözüm odaklı yaklaşmak bu süreçte en büyük silahınız.
İstanbul’da eczane projelerinde en çok dikkat ettiğim şeylerden biri de eczanenin gün ışığını nasıl aldığı. Odaya ilk sabah ışığının doluşu bana hep taze bir başlangıcı hatırlatıyor. Bu yüzden projede pencere konumları üzerinde uzunca düşünmüştüm. Ve bence bir diğer püf noktası, projeyi hazırlarken bol bol danışmak. İstanbul Eczacı Odası’ndan bir bilirkişiyle görüşmek, Belediyenin ilgili şubesinden özellikle ruhsat veren memurdan güncel bilgi almak sürecinizi çok hızlandırıyor. Çünkü yönetmelikler zaman zaman değişiyor ve siz en güncel haliyle hareket etmelisiniz.
İşyeri açılışında elektrikli aletlerin dağıttığı o hafif titreşim, raftaki karton kutuların kağıt gibi yumuşak sesi ve taşınan yeni kutulardan yayılan plastik kokusu… Her yeni başlangıcın bedeli böyle küçük anılarda saklı. Ruhsat geldiğinde arkadaşlarınızla odaya serpilmiş sandalyelere oturup çay içmenin tadı ise bambaşka.
Şimdi Sıra Sizde
Eczane ruhsat sürecini detaylarıyla kabaca özetlemiş oldum. Pek çok hayal ve bir o kadar prosedürle dolu bir yolculuk bu… Hemen herkesin farklı bir deneyimi olduğunu düşünüyorum. Peki, siz ruhsat sürecinde hangi aşamada zorlandınız veya merak ettikleriniz nelerdi? Gelin, yorumlarda kendi hikayenizi paylaşın.