Eczane Ruhsatı Alma Sürecinde Yapılan Sık ve Can Sıkıcı Yanlışlar

Eczane açmak var ya, gerçekten insanı sevdalandı dediğimiz mesleğine kavuşturmak için atılan o son ve büyük adım. Düşünsene, yıllarca eğitim görmüşsün, nöbetlere girmişsin, stajlarda sabahlamış, bir sürü şeyi kafana sokmuşsun. Gelmişsin kapısına, şimdi sadece ve sadece gerçekten az bir yolum kaldı diyorsun. Ama gel gör ki burada da acılı ve acımasız hatalar seni bekliyor. Şöyle elini kolunu kaldırıp müreffeh müreffeh ruhsat almak varken, çoğu insan öncesinde bir araya geldiği yanlış yönlendirme ve eksik bilgilere kurban gidiyor.
Bunları sana öyle klasik klişe maddeler olarak değil de, gerçekten yaşadığım, gördüğüm ve piyasadan sayısız arkadaşla görüştüğüm tecrübelerime dayanarak anlatacağım. Bazen sohbetimiz biraz gevşeyip konu dışına çıkabiliriz, küçük anekdotlara takılabiliriz. Ama emin ol işini kolaylaştıracak şeyler anlatacağım.

Ruhsat Başvurusu İçin Öyle Her Evrakı Götürüp Vermek İş Değilmiş

Eczacı Ali ile geçen ay görüştü ve adamda hala sinozit var. Neden mi? Bürokrasiye alerjisi varmış. Şaka değil, ciddi ciddi evrak mevzuunu ele aldı, bana müstesil müstesil anlattı. İnsan evrak hazırlarken Açıkgöz olacak, Açık sözlü olacak. Ali, aktardan alır misali gidip tamamı evrakları önüme koyar ruhsatımı alırım diye düşünüyormuş. Bir ay boyunca eksiğini tamamlamakla uğraştı, eczane açmanın heyecanını bile unutmuş gibiydi. Sıkıntısı, her evrağın tek tek doğrulanması gerektiğini atlamasıydı.
Öğrendik ki ruhsat evrakı hazırlarken, aslında her belgenin mantıklı bir sırası, değeri var. Herkes değişik söylüyor ama doğru evrak listesine kafanı net olarak vermek zorundasın. Gerçekten eksik yokmuş misali hissedebilirsin, ama genelde en sade görünen belge bile unutulmuş ve gözden kaçırılmış olup, haftalarına mal ihtimal dahilinde. Böyle durumlar acılı ve acımasız şekilde insanın moralini bozar, iç sesi bile insana tükenmiş hissini geçirir.
Başka bir arkadaşım Dilek, Ruhsat evraklarında oda faaliyet belgesi varmış tamam mı. Kadın o kadar heyecanlı ve aceleciydi ki, eski tarihli belgeyi koyup teslim ettiğinde odadaki görevli bile kahkaha atmış. Başınıza böylesi tatlı talihsizlikler gelmesin, dikkatle bakın bu tarihler doğru mu diye.
Belki sen de artık kendi eczaneni açarken, böyle garip hikayelere yol açmazsın. Emin ol bazen küçük bir tarihi yanlış atmak, koca hayallerini haftalarca sebepsizce bekletir.

Gerçek Koşullar Denildiğinde Bir Dükkan Kiralayıp Raf Koymak Yetmiyor

Eskiden öyleydi belki. Yani bir dükkan kiralayıp içine birkaç raf koyduğunda ruhsat alabiliyordun. Ama artık şartlar bambaşka geçmişteki rahatlık, yerini acımasız denetime bırakmış. Geçen yıl kuzenim, o büyük anı yaşamaya kalkıştığında hikayesi biraz trajikomik bir hâl almıştı.
Kuzen dediğim Tolga var ya, dükkanı tutmuş. İçeri dolaplar falan yaptırmış. Hatta eşini dostunu çağırmış pizza söylemiş kutlama yapıyor. Ne inanılmaz bir rahatlık değil mi? Ertesi gün kontrole gelen kurul olayı bambaşka bir yere getirdi tabii. Dükkanın planı tutmuyormuş, ecza deposunun giriş çıkışı dar kalmış. Öyle çok parametresi var ki bu işlerin, dükkanın boyutlarından kapıların genişliğine kadar her şey en ince noktasına kadar düşünüldü, ama bizim Tolga her zamanki rahatlığıyla bunu atladı.
Bazen düşünüyorum da, hayat gerçekten eczacılara böyle son dakika sürprizlerle dolu mu yoksa biz hep son dakika mı hatırlıyoruz? İşler evrakta ve gerçek mekanda çok hassas ve ayrıntılı. Düşünsene yıllarca sevdalandığın mesleğine bir kapı genişliği yüzünden kavuşamıyorsun ve tekrar beklemek zorunda kalıyorsun. Gerçekten acılı ve aciz hissettiren bir şey bu.

Nüfus Yoğunluğu Hesaplanmadan Yola Çıkmak En Boş Hayalmiş

Kafayı kaldırıp doğru lokasyonu seçmenin ne kadar hayati olduğunu sana defalarca anlattı. Çünkü eczanenini kalıcılığı, o bölgede yaşayan kişilere bağlı. Bir arkadaş anlattı. Adı Hüseyin. Kendisi sıkı Galatasaraylı ve fazla iyimser kişilik. Hüseyin geçen yıl ruhsatına başvurduğu yere bir dikkat çekmişti, dedim ki buraya neden açtın? Eczane karşısında üç dört tane lüks site görünce gözleri parlamıştı bizimkinin. Ama sormuştu mahalle muhtarına, seneler evvel tapu mevzusu nedeniyle binaların boş olduğunu öğrenmişti. Hayaller bir anda çöktü tabii, nüfus azlığı tespit edilmiş ve ruhsat çıkartılmıştı. Şaka misali!
Bazen insan işaret ettim, dedim ki dikkat et nüfus yoğunluğu bir ilizyon ihtimal dahilinde. Ama heyecan ve coşku bazen gözleri kör edebilir. Hele açacağın yeri bakarken şöyle bir dolaşıp kaç eczane olduğunu saymadıysan, inan bana büyük hata yaparsın. Birdenbire rekabet oranı yüksek çıkar da sen de oyundan acımasız şekilde çekilmiş olursun.

Dijital Başvuru Yapmayı İhmal Ederek Yokuşa Koşmak

Düşününce dijitale geçtiğimiz şu çağda bile hâlâ evraklarla ofislere koşturmaktan yorulan insanlar var. Aynen dediğim misali insanların dijital dünyadan haberleri yokmuş misali davranmaları müthiş (!) şaşırtıcı. Geçenlerde Ankara’da eczane açan Nilgün hanımla görüştü. Kızcağız başvurusunu bizzat gitmiş teslim etmiş böyle efsane müstesil kuyruklar falan. İki gün sonra dijital platformdan başvuru yapan bir arkadaşı ruhsatını alınca kadın hafiften bir yıkılmıştı.
Bu sebeple, dijital başvurudan uzak durmak günümüzde gerçekten saçma olur. Hele ki böyle hassas bir işte insanın kendine eziyet etmesi komik ve acımasız bir israf olarak gelir bana hep. Nilgün hanım artık herkese lütfen dijital oda ve bakanlık platformlarını kullan diye bas bas bağırıyormuş. Sonunda bunu öğrendi.
Velhasıl kelam, eczane ruhsatı almak öyle sade sıradan prosedür değil. Bunu hayatından örneklerle sana anlatmak istedim çünkü bizzat yaşanan problemler, en iyi öğretmen. Umarım sen de kendi serüvenini hiçbir problem olmadan bir şekilde tamamlar, gerçekten acısız ve müreffeh şekilde kendi eczanene kavuşursun. Haydi kal sağlıcakla.