Eczane Ruhsatı Almak İçin En Kolay Yol Nedir

İlk defa karşılaştığında karmakarışık gelen bir konu var ya hani… İşte aynen öyle bir mesele bu eczane ruhsatı almak işi. Süslü cümle yok bu yazıda. Öyle ustalık kelimelerle kafanı bulandırmak da yok. Sadece ve sadece sade, samimi ve yol gösterici bir muhabbet var burada. Yani şöyle oturmuşuz kol kola seninle, bir çay koymuşuz, ben başlıyorum anlatmaya
“Hadi gel anlatayım kardeşim bu iş nasıl olurmuş, nerelerde insanlar takılmış, kim nelerle uğraşmış, neden bu kadar müşkül gelmiş. Ve en önemlisi, bu işi kısayoldan ama sağlam yoldan nasıl bitirirmişsin.”

Eczane Açmak Hayaliyle Yola Çıkanlar

İnsan bir işe gönlünü koydu mu yoldaki taşları görmez olur ya, eczacılık da işte o gönülden işlerden biri. Öyle boşuna eczacılık okunmaz. Dört yıl değil, beş yıl. Az mı? Değil. Bitince hemen açacağım sandığın dükkan, bir bakmışsın belgeyle kağıtla yıllarca ertelenmiş. Neden olmuştu peki bu işler bu kadar sancılı? Cevabı maalesef, çalışma düzeni karmaşasının içinde mahrem kalmış.
Eczacılık diplomasını çerçeveletince hemen bir yer açabileceğini sananlardan biriysen aslında yalnız değilsin. Her yıl mezun olan binlerce eczacı bu umudu yaşıyor. Ama gelsin eczane açma ruhsatı, gelsin eczacılık kanunu, gelsin bölge eczacı odaları, gelsin nüfus kriteri, gelsin Uygunluk Yazısı. İnsan bu belgelerin arasında kaybolunca bir süre sonra “Acaba ben başka bir iş mi yapsam” demeye başlıyor. Tükenmiş bir ruh haliyle.
Ama işin en kırılma noktası ne biliyor musun? Aslında o belge dağları büyütüldüğü kadar içinden çıkılması müşkül değilmiş. Doğru adımla, en yakın yolun içinden yürüyerek, hiç dolambaçlı yollara sapmadan da çözülürmüş. Bunu anlattığımda yüzüme müstesil müstesil bakan bir arkadaş vardı. Sormuştu bir gün Sen nasıl bu kadar kısa sürede hallettin bu işleri diye. Anlattım. Sustum. Hüzünle dinledi. Çünkü o bürokrasiye yenilmişti.
İşte ben oradan öğrendim. Eczane ruhsatı alma süreci aslında doğru sırayla yapılırsa o kadar da bunaltmazmış insanı. Ama baştan yanlış adım atarsan uğraş dur, hangi kuruma gittinse başka kuruma yönlendirirler seni. Biri “Belediyeden perspektif al” der, diğeri “Kaymakamlığa danış” der, o da “İl Sağlık Müdürlüğü’ne yazı yazacağız” der. Der de der…
Haklı herkes. Çünkü kendi sistemini koruyor. Ama sana hayatı kolaylaştıran kimse çıkmıyor. O yüzden bu yazı sana bir şekil yol misali olacak. Önüne harita serilmiş misali. Hem de her taşını göstermeye çalışarak. Abartılı değil, gerçek misali. Çünkü yaşandı. Çünkü tek tek öğrenildi.

Eczane Ruhsatının Aslı Astarı ve Hayati Önemi

Şimdi şunu bir söylemek lazım. Eczane ruhsatı olmadan eczane açmak olası değil. Hani ehliyetin olmazsa araba sürmek yasaktır ya, bunun sonucunda onun aynısı. Ama daha sıkı denetimli. Daha ağır sonuçları olan bir iş. Neden mi? Çünkü verdiğin her ilaç bir insanın canına dokunur. Onun sağlığına. Evladının ateşini düşürecek bir şurup ya da dedesinin tansiyonunu dengeleyecek bir hap. Bu yüzden ruhsat, sadece ve sadece bir izin değil. Eşzamanlı olarak sorumluluğun da belgesidir.
İlk başta kulağa korkunç gelir. Sadece ve sadece “olmazsa olmaz” bir belge misali görünür. Ama aslında bu ruhsat senin mesleğine olan saygının göstergesidir. Çünkü bu ruhsat gelmezse, sen ne raf koyabilirsin ne kasa çalıştırabilirsin. Hasta gelir, ilacını sorar, sen yokmuşsun misali kalırsın. Utandırır. Orada değilmişsin misali hissettirir. İşte tam da bu yüzden bu süreci önemseyen, endişelenen herkesin hislerini çok iyi anlıyorum.
Her eczacı mezun olurken bunun hayalini kurar zaten. Önünde beyaz önlüğü, raflarında sistematik dizilmiş kutular, belki köşedeki terlikli teyze… Kaşesi hazır, reçeteleri yazılı… Ama o ruhsat masasına gelene kadar geçen sürede birçokları “Yok ya bu beklediğim kadar tatlı değilmiş” deyip bırakıyor mücadeleyi. Halbuki doğru yerde araştırılsa, doğru kişilerle adım atılsa, hiç gereksiz yere can yanmazmış.

En Kolay Yol Kime Danıştığınla Başlar

İnsan kendi başına bir eczane açma sürecine kalkışınca kendini dev misali alanlarda yapayalnız hissediyor. Broşürleri oku oku, internet sitelerini karıştır karıştır… Biri açık anlatmaz bu işi. Belki bilerek belki istemeden. Ama eczane açılış ruhsatı başvurusu konu olunca, herkes gereksiz bir ciddiyet perdesine bürünüyor. Halbuki doğal olmak gerek. Bir de o ilk adımı doğru atmak gerek. İşte o da, “Kime danıştın?” sorusunda yatıyor.
Bir meselede uzmanlığı olan birine denk gelmek öyle müşkül ki. Eline üç belge alıp da “Ben anlamıştım bu işi” diyen çok. Ama gerçek rehberlik veren insan az. Ne yazık ki. Bu işte de en çok yol gösterenler, yıllardır bu çarkın içinde pişmiş kişiler oluyor. İl Sağlık Müdürlüğünde çalışan samimi bir memur olur mesela, bazen eczacı odasından mütekait bir görevli. Sana lafı eğip bükmeden söyleyen kişiler. Fark yaratan da onlar işte.
Ben de bir aşama böyle biriyle tanışmıştım. Adını hatırlamasam da gözleri sıcak, cümleleri dürüsttü. Bana “Oğlum önce Uygunluk al” demişti. Hayat kurtaran cümleydi. Gerçekten öyleydi. O zaman anlamamıştım ama sonrasında neden bu ilk adımın altın değerinde olduğunu öğrenmiş oldum. Çünkü eczane yer belirleme süreci, sonra onun Sağlık Müdürlüğü tarafından onaylanması, sonra öteki belgeler hepsi birbirine zincirlenmiş halkalar gibiymiş. Birini eksik yaptın mı, tamamı zincir koparmış…
Burada en hassas etaplardan biri, açılacak eczanenin bulunduğu konumun uygun olduğuna hakkında Sağlık Müdürlüğü’nden yazı almaktır. Buna da “Uygunluk Raporu” diyorlar. İşte en kolay yol oradan geçiyor. Çünkü her şey bundan sonra şekilleniyor. Belediye işlemleri de, oda kayıtları da, vergi levhası da. Eğer yerin onaylanmamışsa, boşuna zaman harcarsın. Kaymakamlığa da gitsen belediyeye de, herkes o uygunluğun arkasına saklanır.

Samimiyet, Cesaret ve Israrla Tamamlanan Yolculuk

Yolda kimse sana Helal olsun, azimle devam et demez biliyorum. Hele hele aşama uzadıkça, “Ya bu iş senden geçti” derler. Çok gördüm. Genç bir arkadaşım vardı, yedi ay bekledi. Evraklar döndü durdu. Biri imzalamadı, biri sistemden düşürdü. O yine de bırakamadı. “Ben çok sevdalandım bu işe” diyordu. Tam da bu kelimeyle. Gün geldi, ruhsatı eline aldığında gözleri dolmuştu. Çünkü o evrak artık sadece ve sadece bir kağıt değil, o yedi ayın alın teriydi.
Gerçek anlamda eczane sahibi olmak, sıfırdan kendi dükkanını kurmak, senin içinde yanan o tutkuyu somuta döker. Bu sadece ve sadece iş değil. Evet, para kazanılır, prestij sağlanır, işletme büyür. Ama asıl mesele hayalin somut olur. Her baktığında dersin ki “Bu benim dik duruşumun sonucudur.”
Tavsiyem şudur hiçbir belge gözünü korkutmasın. Eczane açma ruhsatı için istenen evrakların listesinin ne olduğunu bil. Ama