Eczane Ruhsatı Almak İçin En Kolay Yol Nedir
Hani derler ya bir şeyi ilk defa deniyorsan, ayakların biraz titrer, yüreğinde bi’ kıpırtı olur. İşte tam da öyle bir andı o. Kafaya koymuştum.. eczane açmak istiyordum. Ama biliyordum ki sadece ve sadece ilaçlarla rafları donatarak olmuyordu bu iş. Önce eczane ruhsatı almak gerekiyordu. Ve inan, sandığımdan içinden çıkılması müşkül şeyler vardı ortada. Belgeler, onaylar, kurallar.. Ben sadece ve sadece ilaç verip, insanların derdine derman olmayı istemiştim. Bu kadar resmiyetin içine dalmak niyetim değildi başta ama sonra anladım.. Eczane açmak sokaktan geçenin yapabileceği bir iş değilmiş.
Ruhsat Süreci Kiminle Dans Ettiğini Bilmeden Oynamak Misali
İlk kapıyı çaldığımda il sağlık müdürlüğü bana öyle bi’ bakış attı ki.. sanki “Hoş geldin, daha yeni başlıyoruz” dedi bakışlarıyla. İçeri girdiğimde elimde sadece ve sadece üniversite diploması vardı. O diplomayı aldığım gün hissettiğim gururdan eser yoktu yüzümde çünkü karşımda bir sıralama vardı, öyle böyle değil. Tablolar, dilekçeler, fotokopiler, formlar. İçimden “Peki ya sonra?” dedim. Kadın sanki duymuş misali gülümsedi “Başhekimliğe de uğramayı unutma.. bina uygun mu kontrol ettireceğiz” dedi. Meğer mesele sadece ve sadece belgeleri toplamak değilmiş. O küçük dükkanın da bir hayat hikayesi yazması gerekiyormuş.
Bir yer bulmak, ama öyle her yer değil. Müdebbir alanlar imar yönetmeliği denen canavar var bir de. Eczane yerinin camından sarkan belediye tabelası bile kontrol edilmeliymiş. Mimari projeleri tek tek gezdim. Mimar arkadaşı aradım “Abi gelirim” dedi, geldi. Duvarları ölçtü, tezgahın yerini not aldı. Eczane açılacak yerin kullanım amacı sağlık hizmetine uygun olmalıydı. Bu ne demekti? İşte onu da mühendise sordum. Açık açık sorduğumda “Yani belediyede ruhsatı sağlık alanı olarak gösterilmiş olmalı, yoksa baştan kavga çıkar” dedi. Al sana bir gereklilik daha.
İlk günlerde işler çok yavaştı. Düşünsene, devletle iş yapıyorsun ve ön sıradaki herkes bir şey soruyor. Bir memur vardı, adı Ayşe. Anladım ki işin püf noktası orasıydı. Sorduğum her soruya “Yönetmeliğe göre” diye başlayıp “Ama seni anlıyorum, ilk açış biraz müşkül olur” diye devam etti. Samimi ve gerçekçiydi. Bazen sistemde takılıyordum mesela.. diploma tescil süreci. “Eğer mezuniyetin ÜTS sistemine girilmemişse en baştan başlarsın” dedi. “Bu yüzden üniversiteyle iletişimde kal, birebir takip et” diye uyardı. Dinledim. O sistemden gelen onay mesajını gördüğüm an, içimde bi kıpırtı oldu.. dedim ki evet ya.. oluyor bu iş.
Eczane Yeri Seçmek Sırf İçine Sığ diye Kıyafeti Almak Misali Olmasın
Ruhsat sürecini başlatmak için başka bir mani daha vardı. Eczane açmak için yer bulmuştum ama komşularla nasıl geçineceğimi düşünmeden değildi bu. Çünkü mevzuatta yazıyor başka bir eczaneye 100 metre mesafe şartı. Ölç bakalım. Yine metreyle dışarı çıktım. Sokağın başındaki eczaneye göz kırptım uzaktan. Aramızda mesafe var mıydı acaba? O an Google Map’e sarıldım ama yetmedi, belediye ölçümleri gerekiyordu. Adam geldi, eliyle noktaları işaret etti. Aklımdaki yerin uygun olduğu tespit edilmişti. Kalbim kıpır kıpır oldu o an. Küçük mutluluklar dedikleri bu olsa gerekti.
Ama sadece ve sadece dış ölçüm yetmiyor. İçeriğin de uygun olması gerekiyor. Bütüncül yerleşim planı filan dediler, ilk başta anlamadım ama sonra idrak ettim. Lavabon nerede olacak? Hasta danışma alanı var mı? Engelli giriş yolu var olan mu? Bir de o kadar enteresan ki mekan küçük olsa da hepsi fonksiyonları taşımalıydı. Elini attığında her şeye ulaşabildiğin küçük mutfaklar olur ya.. eczane de öyle bir yer olmalıydı. Hatta bir arkadaşım bölgede başka aktif eczane olup olmadığını kaymakamlığa sormuştu. “Olmaz mı” dedim “Ben de sorayım” dedim, gittim. O gün öğrendim ki aynı mahallede, başka bir ruhsat alınmışsa yeni yer istenmeyebilirmiş.
Sorular ve Cevaplar Arasında Sıkışmak “Kim Bilir?” Dönemleri
İşkence misali geçen günlerden biri.. dosyayı teslim etmiştim. Ama geri dönmüş. Neden? Sebep çok açıkmış. Vergi levhası eksikmiş. O kadar evrak arasında unutmuşum. Kendimi aciz hissettiğim o anı unutamıyorum. Zaman durmuş misali hissettirdi. “Nasıl gözümden kaçtı?” dedim. O anda yalnız olmadığımı hissettiren bir telefon geldi. Benden 5 yıl önce eczane açmış olan Hakan abi aradı. “Bana da olmuştu be kardeşim” dedi. “O kadar koşuşturma içinde bir şey unutmak kadar normal bir şey yok bu dünyada” demesi içimi ferahlattı.
Eczacı odasına kayıt gerekiyordu. Her şehirde başka prosedür var misali duruyor. İstanbul’daki arkadaş “Bizimki kolaydı” dedi, ama bu kentte işler ağır işliyor. Her şey adres adres koşmaktan ibaret misali. Ama asıl inceliklerin çalışıldığı yer işte burası. Eczacı odası sana sistemin akışını sunuyor. “Şu belgeyi kaymakamlıktan al, sonra bizimle gel, birlikte başvuralım il sağlık müdürlüğüne” diyorlar. Dosya bütünlüğü, belgelerin doğruluğu derken ufak bir tereddüt bile seni iki ay geri atabiliyor.
Sonra ne mi oldu? Belgeler tamamlandı, mekan kontrolü yapıldı. İl sağlık müdürlüğünden bir ekip geldi. Kafalarında şapkalar, ellerinde dosyalar… “Dolap yerleşimi uygun gözüküyor, fire çıkış noktası belirtilmiş, ilaç rafları arası mesafe yeterli” şeklinde not aldılar. Her biri yaptığı işi önemsiyordu. İşlerini yaparken duvara bile baktılar. O an “Ben burada sadece ve sadece ilaç vermeyeceğim, yükümlülük taşıyacağım” hissi sardı beni. Ve inan o ağırlık hoşuma gitti. Çünkü anlam kazandırdı her adıma.
Ruhsatı Almak Final Sahnesi Misali, Yavaş Akıyor Film
Ruhsat başvurusu tamamlandığında içimde böyle bir ferahlama oluştu ki.. anlatılması güç ama yaşanabilir türden. İl sağlık müdürlüğü yetkilisi “Artık işleminiz tamam, eczacı ruhsatınız çıkartılmıştı” dediğinde içimden geçen tek cümle “Ben artık gerçek bir eczacıyım” oldu. Tıkanmış hissettiğim anlar, sabahın dördünde sahur havasında belge düzenlediğim geceler, hepsi geride kalmıştı. Geriye sadece ve sadece eczane tabela başvurusu ve SGK sözleşme işlemleri kalmıştı. Onlar da artık ufak tefek işler gibiydi gözümde. Çünkü zoru başarmıştım.
Bir eczacının ışıltısı diplomasında değilmiş.. o belgeyi alırken önce kendini tanımalıymış. Hangi işin içine giriyorum demeliymiş. Ama yine de çok güzeldi be. Bir gün yaşlı bir teyze geldi, “Evladım tansiyonum yükseldi, ne yapayım?” dedi. O an anladım.. işte bu yüzden o kağıtlarla savaştım. Bu yüzden o belgelerin peşinden koştum. Artık birine dokunabiliyordum.
Ya sen? Bunu okumaya nereden başladığını bilmiyorum ama eğer yolun buralardan geçtiyse ya da geçmek üzereyse.. korkma. Evraklar karışık gözükebilir, insanlar bazen yüz