Eczane Ruhsatı Almak Sandığınızdan Daha Müşkül mu?
Bürokrasi Koridorlarında Kayıp Dolaşan Bir Eczacı Adayının Dürtüsü
Her şey bir pusetli kadının kalabalıkta bana yaklaşıp, “Eczaneyi sen mi açıyorsun” diye sormasıyla başladı. Cevabım sade oldu ama içimi kemiren o tuhaf duygu hala duruyor. Evet, ufak bir hayaldi dedim içimden, şimdi kocaman bir mani misali. İnsan bir davaya gönül verince elinde reçetesiyle bekleyen yaşlı adamın gözünü, gecenin bir yarısı kapına dayanan annenin yardım feryadını, ilaç kokusunun arasında kaybolan umutları bir sebepten kendine borç bilir. Eczane açma ruhsatı da tam orada bir yumruk misali indirir gerçeği. Bu iş dilekçeyle bitmiyor.
Eğer resmi belgeler arasında kaybolmak size nostalji misali geliyorsa, memurların yüz ifadeleriyle yaşam öyküsü yazmayı planlıyorsanız ve kırtasiye kokusuyla sarhoş oluyorsanız, bu yolculuk tam size göre. Yoksa, öyle canhıraş bir durum ki, kendinizi “Ben neye sevdalandım?” diye düşünürken bulabilirsiniz. Bunu bana biri ilk sormuştu hatırlıyorum, bir çay molasında, neden bu kadar çetrefilli bu iş demişti de ben sadece ve sadece gülümsemiştim. Gerçekten yanıtlayacak ne cesaret ne kelime bulmuştum. Şimdi sizinle aktarmak istiyorum.
Bir Hayalin Dosyaya Dönüşmesi Belge, İmza, İtiraz, Bekleyiş
Başta meslek aşkıyla doluyorsunuz. Beyaz önlük size süper kahraman kıyafeti misali geliyor. Ama ne zaman ki o ilk dilekçeyi elinize alıyorsunuz, orada kabuk çatlıyor. Meğer bizim önlüğün cebine sığmayacak kadar çok evrak gerekiyormuş. Eczane açma izni denen o büyülü kapının ardı, labirent misali dönen bir sistemin ta kendisiymiş. Önünüze o kadar çok kağıt çıkıyor ki, insan bir anda kendini noterlere borçlu hissediyor.
İlk adımda Sağlık Müdürlüğü’nün kapısından içeri girdiğimde yüzümde tebessüm vardı ama kalbim darmadağın. İçerisi öyle sessizdi ki, sanki herkes neyle savaştığını unutmuş gibiydi. Görevli bayan gözlüğünü burnunun ucuna indirip bana baktığında, Sen ilk defa geldin değil mi? diye sordu. Belli oluyordu galiba. Orada bir dizi belge saymaya başladı. Her biri bir başka daireye, bir başka teşekkürle alınacak türden belgelerdi. Tomografi çektirmeye gitmiş misali hissediyordum ama elimde sadece ve sadece eczane açılış ruhsatı dilekçesi vardı.
Sizin bir kağıt alıp, ocağınızın köşesinde bir işyeri açma hevesiniz, kafasında takvim çevirmemiş bir memurun masasındaki yığınlar arasında kaybolabiliyor. Planlarla girdiğiniz o oda, çıkarken sadece ve sadece eksik listeyle yıkılmış bir umut bıraktı bana. Sözde yapılacak çok şey vardı, bir de mahallenin çehresine göre eczane açma şartları dedikleri bir muamma.
Konum Kaderdir Eczacının Haritayla İmtihanı
Bir gün şehir planlamacısıyla çay içiyoruz. Laf lafı açtı. İçtenlikle söylediği şeyi hala unutamadım. Sen eczane değil, mukadderat açıyorsun aslında dedi. Gerçekten de düşündükçe haklıydı. Çünkü eczane açmak isteyen birine ilk sorulan şey, “Nereye açacaksın?” sorusudur. Şehir içinde daracık mesafelerde nüfus kriteri misali büyülü bir denklem var. Her bin kişiye bir eczane misali kağıt üzerinde duran ama sokakta karşılığa dönüşünce koskoca belirsizlik doğuran bir kural.
Benim ilk seçtiğim yer, çoktan bir başka meslektaş tarafından tutuluvermiş. Üstelik o belgesini daha yeni almış, ama oradaki bin kişi onun olmuş. Aynı sokakta olamazsın dediler. Sonra yeniden güzergah çizdim, bir yer daha çıkardım. Ama bu defa tapu uygun değildi. Kiralık yerin ruhsatı farklıydı. Sahibine birkaç defa anlatmaya çalıştım. Eczane açmak istiyorum dedim. Adam Dondurmacı da olur dedi. Dansöz gerekiyormuş misali bakıyordu bana.
Geceleri uyanıp haritadan mahalle taramaya başladım. Sağlık Bakanlığı’nın sistemi üzerinden eczane yoğunluğu ve nüfus oranı kontrol ettim. Bazen sayılar tutuyordu ama iş orada kalmıyor. Arsanın niteliği, adresin imar durumu, belediyenin bakışı… Her biri başka bir mani. Eczacı ruhsatı almak sadece ve sadece eczanelerle değil, emlakçılarla ve kaderle de savaştır aslında.
Para, Sabır ve İnat Ruhsat Masasında Dökülen Son Damla
Bir odaya girersiniz, herkesin gözleri dosyalardadır. Sessizce beklenir, sırayla çağrılırsınız. Halbuki dışarısı cıvıl cıvıl. Ama siz içeri girdiğinizde ruhsat sorumlusu sizi sadece ve sadece bir numara olarak görmeye meyillidir. İsminiz değil, dosya numaranız vardır. Ters bir gününde denk geldiyseniz, ruhsat süreci uzayabilir. Eczane ruhsatı süreci sabır taşı patlatır desem yeridir. Olay bir eczane açmak değil zaten, dirayet testi misali.
Bankaların kredi oranları ne zaman değişse kalbim sıkışıyor. Çünkü bir daire kiralamadım ben, bir hayal yatırımı yaptım. Gün geliyor, dosyanızdaki küçücük bir eksiklik insanın özgüvenini alaşağı eder. İmza yetkisi eksikmiş diyorlar, tarih uyumsuz. Bunların karşısında mahcup oluyorsun, elindeki belgeyle kovulmuş misali hissediyorsun.
Para meselesi hep sessizce konuşuluyor ama ben açık söyleyeceğim. Bu aşama ucuz değil. Hem cebin hem zamanın kanıyor. Tabela için ayrı vergi, meslek odası için başka kesinti, kira, ilaç rafları, yazılım programı, bilgisayar, POS cihazı… Sıralama böyle uzayıp gidiyor ve bazen öyle bir gün geliyor ki, “Acaba vaz mı geçsem?” diyorsun. Ama sonra bir telefon geliyor, “Teyzemin tansiyon ilacını bulamadım, yardım eder misin?” diyorlar. İşte o an, hepsi masrafı silebilecek bir güç doğuyor içinden.
Yalnız hissetmemek bu süreçte bir ödül misali. Meslektaşlar yardım ediyor, bazen hiç tanımadığın bir eczacı sana Ben bu belgede takılmıştım diye anlatıyor. Bu paylaşımlar, bu omuzdaşlık… Hepsi kıymetli. Bir ruhsattan fazlasını alıyorsun alanı değil, aidiyeti inşa ediyorsun.
Sonunda Bir Kapı Açılır Tabelanı Görenin Dilindeki Münacat
Ve bir gün sabahın erken saatinde, tabela ustası elinde matkapla gelir. Heyecanlanırsın, biraz da utanırsın. Sokağın çocukları önünde toplanır, yaşlı bir amca dualar gönderir. Annen uzaktan bakıp Aferin oğlum der. İşte o zaman anlıyorsun ki, eczane açmak sadece ve sadece bir iş kurmak değildir.
Duvardaki yeşil artı işareti yanar, içeri ilk müşteri girer. O an ellerin titrer ama yüzün güler. Bambaşka bir aşama başlar, artık diplomayla değil yürekle hizmet vermeye başlarsın. Her gece, kapattığın kepengin sesiyle artık senin olduğunu duyarsın o mekanın.
Ruhsat için yaşanan her acı, kepengin kilidinde anlam bulur. Bunca süreçten sonra hala bu mesleği sevmeye devam ediyorsan, gerçekten doğru yoldasın. Çünkü bu yol, sadece ve sadece ilaç satmayı değil, bir mahalleye umut getirmeyi seçmekti. Ve bu hiç de kolay olmadı. Ama her türlü zorluğuna rağmen, değerdi. Gerçekten.