Eczane Ruhsatı İçin Olmazsa olmaz Belgeler Nelerdir

Hayal Değil, Evrak Gerçekliği İzinli İlaçlı Yolculuk

Onlarca yılın ardından hayalindeki eczane açma fikri seni ele geçirmiş ihtimal dahilinde. Belki artık yıllardır içinde tuttuğun reçete yazmayan ama iyileştiren o dünyayı kurmak istiyorsun. Ama iş sadece ve sadece ilaçları raflara dizmekten ibaret değil. O yol bir takım bürokratik labirentlerden geçiyor ki anlatmakla bitmez. Hep söylüyorlar ya bu işin kitapçığı yok diye, aslında var. O kitapçıkta yazanların başlığında da şu yazıyor Eczane ruhsatı için olmazsa olmaz belgeler.
Bu konuda biriyle konuşmuştum, hatırlıyorum da gözlerinin içi gülüyordu. “Ben bir eczanem olsun istiyordum, ama işler sadece ve sadece hayal kurmakla olmuyormuş” demişti. İşte o an dank etti. Evrak olmadan olmaz. Ve bu belgelerin her biri ayrı bir dünya. Öyle sade bir “dilekçeyi ver, oh oldu” hikayesi değil. Belki de bu süreci yaşamadan anlayamıyorsun.
Gerçekten, bir yandan umut dolu hissedersin, bir yandan da hani elin kolun bağlıymış misali… Çünkü belgeleri toplarken seni tanımayan onlarca görevliyle muhatap olman gerekir. Her seferinde yeniden kendini ifade etmek. Her defasında “şu eksik, bu eksik” lafını duymak. Bazıları için çocuk oyuncağı misali görünebilir, ama içinde bir hayal taşıyan biri için bu evrak savaşı duygulandırır. Çünkü bu belgelerin her biri bir adım daha yaklaşmaktır o küçücük eczane tabelasına.

Diploma Çantada Keklik Mi? Yok Öyle Yağma

Yıllarını verip o eczacılık diplomasını aldın ya, işte o belgeyi ilk kez bu kadar kıymetli hissediyorsun. Tozlu çekmecelerden çıkarılmış, kenarları belki hafif kıvrılmış, ama o belge olmadan hiçbir şey başlamıyor. Üniversite bitirmiş olmak başka, diploma kayıt örneği ile bunu belgelemek başka bir şeymiş. Gidiyorsun, başvuru yapıyorsun. Bekliyorsun. Belgeyi alıyorsun. Ama yetmiyor. Çünkü onun aslı gibidir onayı gerekiyor. Bazen notere, bazen üniversiteye uğruyorsun. Kısacası bu işte ezbere bir yol yok.
Ve mesela diplomanız eğer yurtdışından geldiyse, işte orada film değişiyor. Denklik gerekiyor denklik. Onu almak, bazen işin en sancılı kısmı olabiliyor. Belge alırken duyduğun “şu eksiğiniz var” cümlesi yürek burkar çünkü işin ucunda koskoca bir hedefin var. Deyim yerindeyse gözün kararıyor.
Sadece ve sadece diploma da değil. Nüfus kayıt örneği, adli sicil kaydı, ikametgah. Hepsi lazım. Ama bunlar kimlik kesinleştirmek içinse, peki her biri için ayrı ayrı kapı kapı dolaşmak? Nüfus müdürlüğü, e-devlet girişi derken bir kalemin eksikliği hepsi başvuruyu heba ediyor. Telefonda yapılan o “kayıt alınmadı” cümlesi insanın içinde ukde olur kalır.
Arkadaşım anlatmıştı. Tamamı belgeleri tamamlamış, tam ve detaylara inilmiş teslim etmişti. Bir tek ev adresi, imza beyannamesi güncellenmemiş diye ret gelmiş. Düşünsene, ayağın kayıyor yeniden başa dönüyorsun. İnsan bazen hayıflanıyor. Bu işte en çok sabrı olan kazanıyor.

Her Şey Tamam Diyorsun Derken Tapu Çıkıyor Ortaya

Eczanenin açılacağı yeri bulduk. Dükkan tutuldu. Ama hemen yerleşmek yok. Çünkü yer ile ilgili belge denen bir bela daha var. Tapu örneği, kira sözleşmesi, yapı kullanım izni. Hepsi lazım. Bununla birlikte yerin eczane için uygunluğu İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görüşüldü, tespit edilmiş, ve eczacı odasınca da onaylandıysa aşama ilerliyor. Dükkan müsait mi değil mi, kapısından girince ilk adımda anlanmıyor. İşin uzmanı gelip ölçüm yapıyor. O an içeri kalabalık bir ekip giriyor ya, “bu köşe raf olmamalı, buradan tezgah geçmeli” dediklerinde gerçekten duvarları yeniden inşa etmen gerekiyormuş misali hissedersin.
Hele tapu üzerinde mülk bir başkasınaysa ve sen onun kiracısıysan, o kişiyle uyum içinde olman gerek. Her belgeyi birlikte imzalamanız gerekir. Yoksa iş mahkemeye kadar sürüklenir. Sırf bu yüzden tabela asamayıp dükkandan çıkanları gördüm ben. Çünkü bazen belge değil, insan ilişkileri tıkanıklık yaratıyor.
Belediyeden alınan işyeri açma ruhsatı diyorsun mesela. Ama orasının yol kenarına olması gerekiyor. Otomatik kapı isteniyor. Eczane görünür olacak. Bir eczacı arkadaşım “Uç burunlu kelebek misali durmalı eczane, göze çarpmazsa yürüyemezsin” demişti. Gerçekten doğruymuş. Yer her şey yani. Belge kadar önemliymiş konumda olmak. Ama iş sadece ve sadece tabela değilmiş tabela onayı bile ayrı bir ruhsatın konusu.

Sadece ve sadece Belge Değil, Karakter Gerek Eczacı Olmaya

Olmakla bitmiyor. Karakterin de bu işe uygun olacak. Bu öyle laf olsun diye söylenen bir şey değil. Çünkü seninle beraber çalışacak personelden, devlete olan yükümlülüklerine kadar sorumlusun artık. O yüzden SGK ile sözleşme belgeleri, vergi levhası, oda kayıt belgeleri, yangın raporu, hepsi karşına çıkartılmıştı. Araştırırken biri paylaşmıştı, sırf yangın merdiveni olmadığı için ruhsat verilmeyen bir eczaneyle görüşme yapmış. Düşünsene, sen orayı bitirmişsin, dekorasyonu da tamamlamışsın, ama rapor alınamadığı için kapı kilitli kalıyor. Ne desek az gelir.
Sosyal Güvenlik Kurumu sözleşme belgeleri alınmadan ilaç satışı yapılamıyor. Yani insanlar reçeteyle geldiğinde onların mağdur olmaması için senin şimdiden hazırlık yapman gerekiyor. O sözleşmeleri almak, mecburi prosedürden öte artık vicdani yükümlülük oluyor. Eczacı olmak, sadece ve sadece ilaç satmak değilmiş o yüzden. Bunu bir kez daha anlıyorsun. Kimi zaman insanların ilaç değil umut aldığını görmek, seni başka bir boyuta taşır.
Ve işin en can alıcı yeri var ya, o da mesul müdürlük belgesi. Çünkü eczane demek yükümlülük demekmiş. Orada senin kim olduğunu ispatlayan şey, sadece ve sadece diploma değil dosyasına imzanla koyduğun karakterinmiş aslında. O belgeyi alırken hissettiğin ağırlık başka. Sadece ve sadece kâğıt değil o. Orası artık senin oyun alanın değil. İlaçla oynayamazsın. İnsan sağlığı sorumluluğu taşımak… Tüyleri diken diken eder.
Bazen bu belgeleri veren kişilere kızarsın, bazen prosedüre isyan edersin. “Bu kadar mı müşkül olmalı” dersin kendi kendine. Ama sonra anlarsın. Her belge bir fren, her adım bir kontrolmüş. Uçurumdan düşmeyesin diye seni tutan görünmez teller misali. Belki zamanında çıkartılmıştı bu kurallar, ama boşa değilmiş.
Şimdi bana soruyorlar. “Eczane açacağım, ne lazım?” diye. Ben “önce sabır” diye yanıtladım. Çünkü belge tamamlamak kolay, ama acele ettiğinde olan sana olur. Her evrak, kendi zamanında alınması gereken bir işaret fişeği misali. Sadece ve sadece kağıt değil oradaki mesele. Hayalinle gerçekliğin buluşma noktası.
Bazı belgelerde imzada tereddüt yaşanır. Çünkü yanlış bir tarih ruhsatı durdurur. Bir eczacı dostum vardı. Yıllar önce açacağı gün evraklardan biri eksikmiş. Belediyeden bir memur “evrak eksik” demişti. Üç gün eczane açamamıştı. O üç gün ona bir ömür misali gelmişti.