Eczane Ruhsatınız Reddedildi mi? İşte Alternatif Yolları
Bürokrasinin Çürük Dişleri Ruhsat Reddiyle Yüzleşmek
Eczane hayaliyle yola çıkan birinin, yolun ortasında takılı kalışı acıtıyor. Sanki elinde reçetesiz kalmış bir hasta misali hissediyor insan o an. Her şey planlanmış, raflar sıralanmış, dolaplar kurulmuş… Ne eksik? Ruhsat. Ve işte tam orada darbe geliyor. Eczane ruhsatı reddedildi. Bahane misali bir gerekçeyle hem de. Sıradan bir evrak eksikliği ya da izlenecek yol yerleşimiyle ilgili detay diye geçiştirilen ama seni hayal kırıklığına boğan o resmi yazı kapıyı çalıveriyor.
Biri “kimin başına gelse üzülür” demişti. Evet, üzülüyorsun. Ama yetmiyor. Çünkü içinde başka bir şey daha kıvranıyor. Onca emek… Çırpınmış, koşturmuş, gece demeden raf çizimleri yapmışsın. Orada burada “bundan sonra kendi işimi yapacağım” diye sevincini bile göstermişsin. E dosta anlatmak kolay değil şimdi. Herkes ezbere cevap veriyor “itiraz et, dava aç, geçer bu aşama.” Ama senin gecelerin uykusuz, kafanda binbir soru. Neden reddedildi, ne yapmalı, kime güvenmeli?
Gerçekten göz ardı edilen bir duygu var burada. Bu ruhsat sadece ve sadece bir belge değil. O ruhsat, bir hayat kurma niyeti. Geleceğe bir bilet adeta. Ve biri gelip bu bileti yakmaya kalkınca, insanın içi ister istemez kararıyor.
Reddin Arkasında Yatanlar Mücavir Parsellerin Gölgesi
Bir arkadaşım vardı. Öyle bir yer bakmış ki eczane için, sanki haritada kendine mahrem saklı bir cevher bulmuş. Dilinden düşürmüyordu orayı. Nüfus yoğunluğu müthiş. Hemen ilerde bir aile sağlığı merkezi var. Büyüyen bir mahalle. Her şey cuk oturuyor. Ama bir gün arıyor beni, sesi yutkunmuş misali. Bizim ruhsat çıkmadı, diyor. Donmuş misali kalıyorum. Nasıl olur?
Tesadüf mü, değilmiş. Paravan arkasında duran sessiz bir eczane varmış bölgede. Adres olarak aynı sokak gözükmüyor, ama haritada bakınca çevre düzenlemesi o kadar iç içe ki, bizimkine yeni başvuruya onay verememişler. Ve direkt red. Kural buymuş.
Hakikaten bu tarz durumlarda insanların burnunun ucuna kadar gelen o meşhur “komşunla aranda en az 100 metre olacak” kuralı devrede. Kimi zaman bu mesafe 90 metre çıkıyor, kimi zaman harita ölçüm sistemi kayıyor, kimi zamansa birinin itirazıyla olay dallanıp budaklanıyor. Sadece ve sadece bu bile bir dosyanın rafa kaldırılmasına yetiyor. Yazık.
Danıştay kararlarını karıştırmıştı bir ara. Ben ne olduysa kafaya takmıştım. Bazı kararlar öyle çelişkili ki. “Yaya ulaşımıyla doğrusal değilse olur” misali ifadeler, ama nedense belediyeye gelince hepsi değişik yorumlanıyor. Sanki hukuk bazen harita misali hangi gözle bakarsan orası daha belli oluyor. Ve olan yine eczacıya oluyor. Eczane açma ruhsatı için yapılan başvurularda bu tür mesafe sorunları yurdun dört bir yanında yankılanıyor. Gerçi bu başvuruların yüzde kaçı gerçekten adil inceleniyor, orası hep muamma kaldı.
İtirazlar, Davalar, Adaletin Tek Gecelik Misafiri
Bu işin sonunda çoğu zaman adliye yolu açılıyor. Kapısını çalmadan bir eczane büyüyemiyor artık. Kimse dilemez ama yargı mekanizması sanki bu işin doğal parçası olmuş. Hele ki sağlık müdürlüğü ya da valilik aracılığıyla atılan ret imzaları varsa işin ucunda. İtiraz hakkı var, evet. Ama her kahraman savaşın sonunda haklı çıkmıyor. Çünkü orada başka rüzgarlar da esiyor.
Halbuki ki itiraz dilekçesiyle başlasan bile içine dolan umutla bekliyorsun. Bir ışık arıyorsun. O kurul ne diyecek? Duyacak mı seni? Yoksa başka bir yazının altına mı saklayacak cevapları?
Bir tanıdığım anlatmıştı. Onun ruhsat da reddedilmiş. Evrağı görünce gözleri faltaşı misali açılmış. Mahkemenin yolunu tutmuş. “Ben hakkımı aldım” dediğinde sesi dolu doluydu. Kazanmıştı. Yargı onun lehine karar vermişti. Ama o karar çıksa bile aşama öyle ağırmış ki… Ruhsat gelene kadar lokasyonun değeri düşmüş, nüfus verileri değişmiş, sağlık merkezi taşınmış. Kazandığı dava hayatıyla yarışamadan geride kalmıştı. Gerçekten kazanmak yetmiyor bazen. Hız da lazım.
O noktada çok net bir şey fark ettim. Bu tarz süreçlerde sadece ve sadece dava kazanmak değil, süreci doğru yönetmek, zamanlamayı tutturmak kıymetli. Ve çoğu kişi bu detayı es geçiyor. Elindeki haklılık boşa akıyor.
Başka bir örnek daha geldi geçti önümden. Adım adım her şeyi doğru yapmış biri. Mesafe tamam, evraklar tam, şartlar uygun. Ama gel gör ki yerel yönetim onay vermemiş. Kurul toplanmış, ama son kararda “uygun değildir” demişler. Sebep “bölgesel planlamaya aykırı.” Böyle cümlelerle içi boşalmış kararlar yüzünden insanlar aylarca cebelleşiyor. O arkadaş yılmadı. İdare mahkemesine gitti. Sorma, yine kazandı. Ama bu defa başka bir eczane başvurusu daha olmuş o bölgeye. Aşama kilitlendi.
Önlem mi, Tedavi mi? Baştan Bilmek Hayat Kurtarır
Eczane açma fikrini ortaya atar atmaz insan, önce kira derdine düşüyor. Uygun bir yer bulmak, rakibe uzak olmak, sağlık kurumlarına yakın durmak… Bu iş baştan izlenecek yol ister. Çünkü sonrası inatla yürür. Herkes param var, yer var, bilgim var diye başlıyor. Ama Ana unsur muvaffakiyet, doğru noktada doğru adımı atmaktan geçiyor.
Bir eczacı adayı tanımıştım, işi çok sağlam tutmuştu. Belediyeden planları almış, haritaya göre çevredeki tamamı eczaneleri elle işaret etmiş, kendi konumunu tek tek ölçmüş. Her milimi hesaplamış. Olur da bir aksilik olur diye harita mühendisine çizim yaptırmış. Sağlık il müdürlüğüyle defalarca görüşmüş. Bu kadar uğraştıktan sonra başvurusunu yaptı. Onay aldı.
Çevresi “şansa bak” diye geçiştirdi. Ama o bana şöyle demişti “Şansa bırakmadım, planladım.” Gerçekten o anda içimden alkışlamak geldi. Çünkü bir işin ucunda hayal varsa, hayali sağlam bir zemine oturtmak şart.
Ama bazen zemin kaygan ihtimal dahilinde. Belediyeler değişik yorumlar getirebilir. Yarın yürürlüğe girecek bir izlenecek yol, bugünkü başvurunu etkileyebilir. Bunun için yer seçmeden önce tamamı yatırımı yapmadan uzman bir avukatla görüşmek, eski başvuruları karıştırmak, ilçe bazında daha önce benzer red gerekçelerine bakmak gerekiyor. Biri bana sormuştu “sen ne önerirsin?” Kesinlikle konum analizini önce yap derim. Çünkü sonunda mahkeme kapısında ağlamak istemezsin.
Ruhsat almak, bazen koca bir muamma misali görünüyor. Evet, işin içinde teslimiyet var. Ama bir yandan da araştırmacı olmak gerek. Belediyeler sadece ve sadece yönetmelik maddelerini okuyor, ama uygulamada detaylarda boğuluyor. Bu yüzden sağlam bir raporlama ve proaktif hareket şart.
Sayısız kişi ruhsatı aldıktan sonra rahatlayacağını sanıyor, ama aslında o dosyayı açmadan önce doğru bir destekle sağlam adımlar atmak gerek. Aksi takdirde ruhsat alamadan eczane hayalinden uzaklaşılıyor. Bazen sırf bir evrağı yanlış dosyaya koyduğu için aylarca evrak bekleyenler var. Emin ol, bunları bile yaşamak can sıkıyor.
Ve en uç örnek… Ruhsatı alıp, başlayamayanlar. Çünkü karşı taraf dava açmış. Eczacılar arası mesafeye