En Çok Hangi Reçetesiz İlaçlar Tercih Ediliyor

Hiç düşündünüz mü, bir eczanenin kapısından girdiğinizde sizi ilk karşılayan koku aslında nedir? Çoğu zaman, parfüm değil, alkol ve biraz da kağıt poşetlerin karışımıdır. Reçetesiz ilaçlar reyonunun önünde ise genellikle masum bir telaş vardır: “Ya bu gece rahatsızlanırsam?” der gibi bakar insanlar. Benim için de uzun yıllardır, her gün onlarca kişiyle bu rafların önünde sohbet etmek işin en heyecanlı kısmı oldu. İstanbul’da bir eczacı olarak, en çok satılan reçetesiz ilaçların listesini sorsanız, başı genelde ağrı kesiciler ve grip ilaçları çeker. Tabii liste bazen değişebiliyor, havalar ısındığında ya da soğuduğunda ihtiyaca göre değişiklik gösteriyor. Eczanede çalışırken, gelen seslerin biri bitip biri başlar, biri hızlıca reçetesiz boğaz spreyini sorar, diğer yanda bir başkası en iyi kas gevşeticiyi merak eder.

İstanbul’un merkezi bir semtinde eczanemde çalışırken, tam da o rafların önüne gelir birisi ve “Geçen gün annem için aldığımdan bir tane daha istiyorum.” der. O ilacın küçük, ince plastik kutusunu elinize aldığınızda soğuktur, içindeki tabletlerin minik çıngırağı ise, sanki eski bir anı kutusu gibi tıkırdar. Demek ki, en çok satılanların başında soğuk algınlığı ilaçları ve ağrı kesiciler geliyor diyebilirim. Çünkü bana gelen hastaların yarısından çoğu, çok ciddi bir şikayeti olmadığı ve doktora zaman ayıramadığı için ilk önce reçetesiz reyonuna bakar. Sizce de böyle mi?

Türkiye’de reçetesiz satılan ilaçların, yani OTC (Over The Counter) adı verilen grubun hangi ürünleri içerdiğini bilmek mesele. Bu grubun içinde; ağrı kesiciler, soğuk algınlığı ilaçları, bazı merhemler, vitaminler ve mide ilaçları bulunur. Benim deneyimime göre en çok talep görenler genellikle basit paracetamol ve ibuprofen içeren ağrı kesicilerdir. Yanı sıra burun spreyleri, öksürük şurupları ve pastiller var. Yaz aylarında sinek kovucu merhemler ve yazın en sıcak günlerinde isilik kremleri ayrı bir popülerlik yakalıyor. Bir de cilt bakımına yönelik ürünler var ki son dönemde büyük şehirlerde, özellikle İstanbul’da ciddi talep artışı gözlemledim.

Bir gün Bahçelievler’deki büyük bir inşaat projesinin önünden geçerek işime gidiyordum. Beton mikserlerinin gürültüsü, demirci ustalarının çekiçleri, havada uçuşan o ince toz kokusuyla birleşince kafamı biraz ağrıtıyor. Dükkanı açar açmaz içeriye gelen işçi abi, “Başım ağrıyor, hemen geçirecek bir şey verir misin?” dediğinde ona en çok tercih edilen, güvenilir bir ağrı kesiciyi uzatıyorum. Bazen düşünüyorum, şehirde yaşamanın temposu insanı daha hassas hale getiriyor. Aslında hepimiz bir noktada reçetesiz bir ürüne başvuruyoruz. Siz de son zamanlarda hangi ilacı aldınız?

Günlük Hayatta Reçetesiz İlaç Kullanımının Yansımaları

Neden insanlar doktora gitmek yerine reçetesiz ilaçlara yönelebiliyor sizce? Benim gözlemim, zamansızlık ve hızlı çözüm arayışı başlıca sebep oluyor. Çünkü iş stresi, çocuklar, trafik ve hayatın koşuşturmacası içinde hızlıca bir nefes almak için eczaneye uğrayanların sayısı hiç az değil. Tabii burada önemli bir nokta var. Her ürün rastgele kullanılmamalı. Mesela mide yanması için alınan antiasitler veya refleksle bir iki ağrı kesici yutmak kısa vadede rahatlama verse de altta yatan asıl problemi gizleyebilir. Bir keresinde, üniversite kampüsünde yürüttüğüm “Akılcı İlaç Kullanımı Projesi” sırasında, öğrencilerle sohbet ederken fark ettim ki, çoğu arkadaş en ufak baş ağrısında hemen ilaç almak yerine derin bir nefes alıp yürüyüş yapmayı denemeyi bile bilmiyor. Aslında önce doğal yöntemleri denemek, gerekirse uzmana danışmak en iyi yol.

Tabii işin bir de aile boyutunda yaşananlar var. Özellikle çocukları için, gece ateş yükselirse diye evinin bir köşesinde hazır şuruplar bulunduran ebeveynler var. Hissedersiniz, anne babalar geceleri uyurken bile, çocuğun nefes alışındaki tınıyı takip eder. O yüzden ateş düşürücü şuruplar ve burun damlaları her kış sezonunda reyonun gözdesi olur. Eczanenin loş ışığında, ürünleri kutusundan çıkarırken o ince kağıt prospektüs parmağınızda hafifçe kayar, ilaç kutusunun jelatini çıtırdar. Sinsi bir grip başlangıcıyla gelen bir müşteri için, bal ve limonlu pastil rahatlatıcı bir dokunuş gibidir.

Bir de büyüklerimiz var, örneğin emekliliğin tadını çıkarmaya çalışanlar arasında, eklem ağrısı şikayeti çoktur. Kas gevşetici kremler ve ağrı bantları rafımızda sıkça ihtiyaç duyulanlardan. Bu ürünlerin çoğu doğru ve güvenle kullanıldığında ciddi fayda sağlar. Ancak her zaman hatırlatırım, yanlış ve gereğinden fazla kullanım ciddi zararlara yol açabilir. Bu noktada bilgi almak için eczanenize gelmek, size özel tavsiye almak çok daha doğrudur. Kokusunu unutamayacağınız, mentollü kremin ellerinizde bıraktığı serinlik bile, doğru kullanıldığında iyileştirici olur.

Pratik hayatlar için reçetesiz ilaçlar cazip olabilir fakat akılcı seçim yapmak gerekir. Özellikle İstanbul gibi büyük bir şehirde sınav dönemi, yoğun dönem öncesi enerji verici takviyelere olan ilgi artabiliyor. Vitamin ve mineraller için dahi rastgele kullanım yanıltıcı olabilir. Bir keresinde, eczaneye gelen genç bir öğrenci, “Sınava hazırlanıyorum, biraz yorgun hissediyorum, bana enerji verecek ne alabilirim?” dediğinde yaptığım en önemli şey ona önce kan tahlili yaptırmasını önermek oldu.

Okuyucuya Soru

Benim için en ilginç kısım, her bir ilacın kutusunda, geri planda saklı bir hikaye olduğunu bilmek. Peki sizin reçetesiz aldığınız ve hayatınızda gerçekten hızlı bir çözüm bulduğunuz bir ilaç var mıydı? Gelin, kendi deneyiminizi de paylaşın, bakalım en çok hangileri işinize yaradı.