Mimari Çizim ve Çevre Düzenlemesi Arasındaki O Aşk-Nefret İlişkisi
Mimari çizim ve çevre düzenlemesi Birbirini tamamlayan birbirini var eden ama bazen de öyle bir çatışma içine giren ki sanki asırlık düşman gibiler Duygusal bir bağ bu tıpkı ateş ve su misali Şimdi gelin bu ilişkinin derinliklerine inelim biraz dedikodu yapalım
Kalemden Doğan Doğa Dizayn Sürecinde Buluşma
Mimari bir proje hayal edin Beyaz bir kağıt üzerinde dans eden çizgiler yükselen duvarlar Ama bir şeyler eksik değil mi İşte tam bu noktada çevre düzenlemesi fısıldıyor kulağımıza “Beni unutma”
Gerçekten bir binanın ruhu çevresindeki yeşil alanlarla ağaçların gökyüzüne uzanan kollarıyla can buluyor Hatırlıyorum da bir keresinde bir mimar arkadaşım anlattı Tasarladığı villa projesinde başlangıçta çevre düzenlemesine pek önem vermemiş Yine de peyzaj mimarıyla bir araya gelip fikir alışverişinde bulunduktan sonra evin ön cephesindeki o sade havuzun yanına birkaç palmiye ağacı eklemenin ne kadar büyük bir fark yarattığını görmüş Aslında bazen küçük dokunuşlar bile bir yapıyı sıradanlıktan kurtarıp ona karakter kazandırmaya yetiyor
Dans Pistindeki Paslaşmalar Değişik Disiplinlerin Uyumu
Mimari çizim ve çevre düzenlemesi arasındaki ilişkiyi tıpkı bir tango gösterisine benzetirim Birbirine zıt misali görünen ama aslında mükemmel bir uyum içinde olan iki değişik disiplin Mimar yapının temelini atarken peyzaj mimarı da bu temele uygun bir doğa tablosu çiziyor
Yine de her zaman her şey bu kadar yolunda gitmiyor tabii Kimi zaman mimar kendi tasarımını ön plana ortaya koymak adına çevre düzenlemesini göz ardı edebiliyor Ya da peyzaj mimarı abartılı bir tasarımla yapının önüne geçmeye çalışabiliyor İşte o zaman ortaya tam bir kaos çıkıyor Tıpkı benim bir keresinde katıldığım bir seminerde olduğu misali Ünlü bir mimar yeni projesini anlatıyordu Sunumda her şey harikaydı ta ki peyzaj tasarımına gelene kadar Mimar binanın etrafını dev ağaçlarla çevrelemişti Şimdi düşününce kulağa hoş geliyor ihtimal dahilinde ama bu ağaçlar o kadar büyüktü ki binanın kendisini tamamen gölgede bırakıyordu
Geleceğin Şehrine Yeşil Bir Nefes Sürdürülebilirlik Boyutu
Günümüzde çevresel sorunların giderek arttığı bir dönemde mimari çizim ve çevre düzenlemesi arasındaki ilişki daha da önem kazanmış durumda Artık sadece ve sadece estetik kaygılarla hareketlenmek yetmiyor Eşzamanlı olarak doğaya saygılı kalıcı yapılar tasarlamak da gerekiyor
İşte bu noktada “yeşil mimari” kavramı devreye giriyor Yeşil çatılar dikey bahçeler enerji tasarruflu yapılar Hepsi de mimari çizim ve çevre düzenlemesinin ortak paydada buluştuğu doğayla iç içe bir yaşamı olası kılan modern çözümler
Bu noktada kendimden de bir örnek verebilirim Geçen yıl yeni bir eve taşındım Evin bahçesi oldukça küçüktü ama ben yine de bir şeyler yetiştirmek istiyordum Bunun üzerine küçük bir araştırma yaptım ve dikey bahçe fikriyle karşılaştım Şimdi bahçemde rengarenk çiçeklerin ve taptaze sebzelerin olduğu minik bir dikey bahçem var Hem göze hitap ediyor hem de doğaya katkıda bulunuyor
Gelişen durum olarak mimari çizim ve çevre düzenlemesi arasındaki ilişki içinden çıkılması müşkül dinamik ve aralıksız olarak evrim geçiren bir aşama Tıpkı iyi bir ilişkinin olmazsa olmazları olan etkileşim saygı ve anlayış misali bu iki disiplin de birbirini tamamlayarak daha yaşanabilir daha güzel mekanlar oluşturmak için bir arada çalışmaya devam edecek