Merhabalar
Yeni Eczane Açanların Karşılaştığı İlk Zorluklar
Eczacılık okuduğun yıllar boyunca aklında hep aynı hayal vardı değil mi? Kendi işinin patronu olmak, kendi koyduğun kurallarla çalışmak ve tabii ki insanların sağlığına direkt destek sağlamak. Sonunda mezuniyet kepini havaya attın, diplomanı aldın ve hayalini gerçekleştirmeye karar verdin. Ama işin içine girince, eczane açmanın sadece ve sadece ilaç dizmekten ibaret olmadığını fark ettin. Kendi işini kurmak demek, bürokrasiyle uğraşmak, bütçeyi denkleştirmeye çalışmak ve bir sürü ufak detay arasında kaybolmak demekmiş. İşte tam da burada seni bekleyen güçlükleri konuşalım.
Su Misali Akıp Giden Sermaye
Eczane açmak isterken ilk karşına çıkan şey sermaye problemi oldu değil mi? Evin mutfak masasında oturup bir hesap yaptın, kirayı, ilaçları, iç tasarımı, personel maaşlarını ve ruhsat işlemlerini toparladın ama rakamlar gözünü korkuttu. Kimse sana bu işin bu kadar maliyetli olacağını söylememişti. Bir yer kiralamak bile başlı başına bir dert, çünkü hem merkezi bir lokasyonda olması lazım hem de kiraların uçuk fiyatları seni çıkmaza sokuyor.
Stok yapmak da başka bir mesele. İlk rafları doldurmak bile başlı başına bir servet gerektiriyor. İlaçları, vitaminleri, dermokozmetik ürünleri alırken bütçeyi aşmamaya çalışıyorsun ama bir yandan da her şeye yetişmen gerekiyormuş misali hissediyorsun. Hele ki bankaya kredi için gittiğinde aldığın yanıt tamamı hevesini kırabiliyor. “Yeni açılan işletmeler için kredi onay süreci müstesil sürebilir” diyerek diplomaya rağmen seni bir bekleyişe sokuyorlar.
Eğer nakit sıkıntısı yaşarsan, tedarikçilerle pazarlık yapmaya başlıyorsun. Yine de bazı firmalar peşin çalışıyor ya da sana vadeli ödeme konusunda pek sıcak bakmıyor. Bir de sigorta, vergiler ve işletme giderleri işin içine girince, başlangıçta kazançlı çıkmak bir hayale dönüşüyor.
Bürokrasi Labirenti
Tam her şeyi ayarladım diyorsun, sıra bürokraside takılıyor. Önce ruhsat için başvuruyorsun, bir sürü belge istiyorlar. Vergi kaydı, belediye izinleri, sağlık müdürlüğü onayı derken bir bakıyorsun hala eczane açma iznin gelmemiş. Kimse sana şu işin kaç ay süreceğini tam olarak söyleyemiyor. “Eksik belgen var” diye dönüp tekrar uğraşman gerekiyor. Bir de kanunlar aralıksız değiştiği için internetten okuduğun bilgilerin bile güncelliğinden emin olamıyorsun.
Mahsus hastanelere yakın bir konumda açmayı düşünüyorsan, artı olarak izin süreçleri var. Bir bölgede zaten yeterli sayıda eczane varsa, başvurun bile değerlendirmeye alınmıyor. Hani eczacı açığı var diyordun devlet? Neden şimdi bu kadar mani koyuyorsun? Bu sorular içinde dönüp dolaşıyor.
Bir de ecza depolarıyla anlaşma süreci var. Mübah eczacılar için belirlenen kurallar gereği belli başlı depolarla anlaşmak zorundasın. Yine de onların da şartları var. Yeni açılan bir eczanesin, onlara güven vermen lazım. Yoksa stoklarını zamanında temin etmek konusunda birtakım zorluklarla karşılaşabiliyorsun.
Müşteri Çekmek Sandığın Kadar Kolay Değil
Eczaneyi açtın, rafları doldurdun, tabelayı astın. Ama mesele burada bitmiyor. Çünkü müşteri kendiliğinden gelmiyor. İnsanların seni tanıması, yeniden gelmesi ve aralıksız müşterin olması için gerçekten ciddi çaba harcaman gerekiyor.
Düşünsene, sokağında senin dışında başka eczaneler de var. Onlar yıllardır sektörde, belli bir müşteri kitlesine sahipler ve insanlar alışkanlıklarından kolay vazgeçmiyor. “Yeni eczane açıldı hadi oraya gidelim” diyen bir müşteri bulabilmek gerçekten müşkül.
Bu yüzden, müşteri çekebilmek için tek yaptığın eczane vitrini süslemek olmamalı. İnsanlarla birebir etkileşim kurman, gerçekten onların güvenini kazanman gerekiyor. Gelen kişilere sadece ve sadece ilaç satıp göndermek değil, derdini dinleyip uygun tavsiyelerde bulunmak işin sırrı. Eğer hastalara içten yaklaşırsan, samimi ve güven veren bir tutum sergilersen seni bırakmazlar. Ama sadece ve sadece fiyat odaklı çalışırsan, büyük rakiplerin yanında ezilmeye mahkumsun.
Bir de sosyal medya var. Senin misali olan eczacılar Instagram, Facebook ya da Google Haritalar üzerinden kendini göstermeye çalışıyor. Ama her eczacı dijital pazarlamada çok iyi değil. “Sadece ve sadece ilaç satıyoruz neyin reklamını yapalım?” diyenler çoğunlukta ama aslında işin rengi bu kadar sade değil. Senin eczanenin farkı ne? Bunu insanlara gösterebilirsen, gerçekten tanınman çok daha kolay olur.
Çalışan Bulmak Başka Bir Meşakkat
Ezcane açarken aklına gelen şeylerden biri de muavin eczacı ya da teknisyen çalıştırmak olmuş ihtimal dahilinde. Ama buradaki güçlükleri yaşayarak öğreniyorsun. Önce deneyimli birini mi alacaksın yoksa yeni yetişen birine mi şans vereceksin? Bu karar bile başlı başına bir ikilem.
Tecrübeli birini bulduğunda maaş beklentisi yüksek oluyor. Yeni başlayan birini aldığında ise işi öğretmek zaman alıyor. Bunun bununla birlikte, çalışanını mutlu etmezsen müstesil süre yanında tutmak da zorlaşıyor. İnsanlar daha iyi maaş, daha hafif iş yükü ya da daha iyi şartlar bulduklarında tereddütsüz gidiyor. Personelin aralıksız değiştiği bir eczanede ise düzen oturtmak gerçekten sancılı bir aşama.
Bir de işin güven kısmı var. Sonuçta eczane dediğin yer, içinde binlerce liralık ilaç barındırıyor. Depo düzeni, ilaç takibi, nakit akışı misali konularda çalışanlarına güvenmek zorundasın. Eğer biri dikkatsiz olursa ya da kötü niyetliyse, sen fark edene kadar belki de stoklarında hatalar oluşacak. Bu yüzden, çalışan seçerken sadece ve sadece deneyim değil, karakter olarak da uyum sağlayacak birini bulman şart.
Bir eczanenin sadece ve sadece ilaç satmaktan ibaret olmadığını hemen anlıyorsun değil mi? Mali yük, bürokrasi, müşteri kazanma yarışı ve sağlam çalışan bulma sorunu seni başta hayal kırıklığına uğratabilir. Ama yılmamayı öğrenirsen, işine olan sevdanı kaybetmezsen, zamanla bu güçlükleri aşıyorsun. Başlangıçta işler yolunda gitmese bile pes etmeyenler kazanıyor. Ve sen de onlardan biri olabilirsin.
Görüşmek Üzere